Müftülükte neden seccade yok?

Bilal Kayaaltı 22 Ocak 2019 Salı, 07:01

Ne diyor şair, "Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı."

Şiirdeki gizem şu; her alanda hassas olmak, insani alanda hasarı, kazayı en aza indirmek için çaba sarf etmek.

Başka bir şey daha eklemek gerekirse,

Vatandaşla iletişim kurmanın basit ama en stratejik yolu gülümsemek ve elinden geldiğince yardımcı olmaktır.

Bir şirkette yönetici olan bir dostum, iki arkadaşıyla birlikte Nilüfer'e iş görüşmesi için otomobiliyle gidiyorlar. Dostum, iki arkadaşına namaza yeni başladıklarından dolayı seccade hediye etmek istiyor. Bazı dükkânlarda aradıklarını bulamıyor, İhsaniye'ye geliyorlar. Orada da farklı iş yerlerine bakmalarına rağmen aradıklarına bir türlü ulaşamıyorlar.

Tabi iş inada biniyor.

Yönetici dostumun aklına Nilüfer Müftülüğü geliyor.

Mesai bitmek üzere.

Müftülük'ten içeri girdiklerinde kapıcıya seccade aradıklarını sorunca, aldıkları cevap"yok" oluyor!

Ardından Müftülükteki diğer görevlilere de durumu izah edince, buradaki memurlardan da hayır yanıtı geliyor. Kimse bu üç kafadarla ilgilenmiyor, ilgilenme ihtiyacı bile duymuyor!

Dedik ya iş inada bindi diye.

Otomobillerine biniyorlar ve daha muhafazakâr olarak bildikleri Osmangazi'ye geliyorlar.  Bu arada, içlerinden birisinin aklına bir camiye gidip emanet seccade almak geliyor. Aradıkları din görevlisi "Ben başka camide göreve başladım, size yardımcı olamam" deyince büyük şok yaşıyorlar.

Yaptıkları uzun süreli bir sondaj çalışmasının ardından "bir milyoncu"da seccade bulduklarında sanki gömü bulmuş gibi seviniyorlar.

Bu mevzuyu anlatan dostuma, "neden Ulucami'ye gitmediniz, aradığınız bin bir çeşidi orada var" deyince "akşam saati, trafik çok yoğun. Zaten iki saatimizi bu işe ayırdık" cevabını verdiğini de ifade edelim.

***

Buradan yola çıkarak.

Müftülüklere ve müftü efendilere bir öneride bulunmak istiyorum.

Hocalarım...

Kurumunuzu ziyarete gelen herkese; hadi "herkes" derken rakamları uçurmayalım. 

En azından yukarıda bahsettiğim ve bunlara benzer başka kişilerin istekleri karşısında, farz edin ki bir kişi Müslüman olmak için kurumunuza başvurdu, ne yapacaksınız?

Yine "bizde yok" mu diyeceksiniz?

Tedbir, önlem almayacak mısınız?

Yani ihtiyaç anında, mesela içinde seccade, tesbih, misvak, takke ve Kur'an'ın olduğu bir set hediye edebilirsiniz.

Bu ve buna benzer icraatları düşünebilirsiniz.

Her hafta olmasa da ayda bir kez Cuma günü Diyanet için para toplanıyor.

Ve bağlı bulunduğunuz teşkilat bu paralarla ibadethane, yurt, okul, aş evi falan yaptırıyor.

Herkesin malumudur, Diyanet'in bütçesi birçok bakanlığı geride bırakacak kadar zengin.

Yani böyle basit bir öneriyi gerçekleştirmek, Diyanet için çay ikram etmek gibi bir şey.

Aynı zamanda, İslam'ın temsilcisi ve en doğru adresi olarak görülen Diyanet'in böyle bir adım atması, Vatikan'ı bile kıskandıracak, bu teşkilatta yaşanan uyuşukluğu da ortadan kaldıracağı düşüncesindeyim.

***

DERNEK ENFLASYONU

Dört sene önceydi,

Dernekler masasını aramış, şehrimizdeki dernek sayısının kaç olduğuyla ilgili rakam istemiştim.

Yanılmıyorsam, 2 bin 200'ün üzerinde bir rakam olduğunu söylemişlerdi.

Aradan koskoca 4 yıl geçti, belki de bu rakam şimdi 3 bini geçmiştir!

Çünkü canı sıkılan, dernek kuruyor.

Bu zevatlara, "siz ne yaparsınız, ne işe yararsınız, hangi yaralı parmağa pansuman olursunuz, eleştiri mekanizmanız neden işlemiyor?" dediğimizde...

Doğru düzgün yanıt alamıyoruz.

Bu çarpık manzaradan Bursalı siyasetçiler de şikâyetçi ama kalkıp, "kusura bakmayın Bursa'mız adına bir adım atmıyor, eleştiri, öneri getirmiyorsunuz" demiyorlar.

Böyle olunca da, kentimizdeki siyasetçiler attıkları her adımının doğru olduğunu sanıyorlar!

***

BİR SÖZ

Kulüpler Birliği'nin korsan bildirisine imza atarak hakemlere sahip çıkan bazı kulüplerin, imzanın üzerinden iki gün geçmeden hakem hatalarından ağlamasının da tadına doyulmuyor.

İskender Baydar