Maksem'deki Başçı İbrahim Camii ve Vali İzzetin Küçük

Bilal Kayaaltı 30 Temmuz 2018 Pazartesi, 09:15

Ne hikmettir bilinmez, bizim şehrimizdeki ecdadın eserlerini koruyup kollamakla görevli olan Vakıflar il Müdürlüğü; camilerin, mescitlerin, han ve hamamların restorasyonunu zamanında bitiremiyor.

Üzülerek ifade etmeliyim ki...

Şehrimizin kalabalık mahallelerinin ıssız ve acıklı hikayeleri var.

Lafı uzatmadan hemen mevzuya girelim.

Alın size çok taze bir örnek.

2015 yılında başlanan, bir yılda bitirilmesi gerekirken iki yılı aşkın bir süre sonra restorasyonu yapılan haberlerin neticesinde bitirilip ibadete açılan Şahadet Camii.

Aynı dert ve mahzunluk, geçtiğimiz yıl, yani 2017 senesinin 7'ci ayında yenileme çalışmalarına başlanan ve bu yılın yedinci ayında ibadete açılma sözü verilen Maksem'de bulunan Başçı İbrahim Camii'nde de söz konusu.

Nasıl olsa kimsecikler tepki göstermiyor diye yola çıkılmış!

İbadethanenin duvarına yüklenici firmanın astığı tabelanın, başlangıç ve bitiş tarihleri başka bir saçla kapatılarak ayıp gizlenmek istenmiş, tepkilerin önüne geçilmeye çalışılmış.

Hakikaten utanç verici bir olay.

Burası, Allah'ın evi.

Tabela asıyorsunuz, bir sene içinde bitireceğiz diyorsunuz ama inşaat, yani yenileme çalışması, adeta iş bilmezlerin elinde çürümeye, karanlığa terk edilmiş durumda.

Bursa Vakıflar Müdürüne sormak istiyorum...

Siz evinizde tadilat yaptırmış olsanız, işe başlayan firmayla farklı sözleşmeler yapar, "zamanında bitirmezsen yedi ceddinin canı yanar" diye de maddeler koyarsınız!

Sorumlu olduğunuz bölgede, şehirde bir işe kalkışıyorsunuz ama neden sonrasında işin takipçisi olmuyorsunuz?

Neden bu restorasyonlar zamanında bitmiyor?

Geçtiğimiz akşam yatsı namazı için Başçı İbrahim Camii'ne geldiğimde, kapısında karşılaştığım eski Bursalı yaşlı bir amcanın söylediklerini aynen aktarıyorum:

"Evlat, çocukluğum burada geçti. Yaklaşık 10 ay önce komşu ziyaretine geldiğimde, bu tabelayı gördüm. Bu ayın 12'sinde biteceğini hafızama not ettim. Bu akşam yatsı namazına geldiğimde şoka uğradım. 60 yıl önce depo olarak kullanılan Bursa'nın mescitleri gözümde canlandı. Vakıflar Müdürü'ne hakkımı helal etmiyorum. Bursa Valisi'ni göreve çağırıyorum."

Evet, başka söz söylemeye gerek yok.

Vali İzzetin Küçük'ü buradaki ayıba bir an önce son vermesi için göreve davet ediyorum.

Sorumlularından hesap sormasını da bir Bursalı olarak rica ediyorum.

***

SAHİBİ OLMAYAN DOĞANBEY TOKİ

Şehrin göbeğinde sahipsiz, kaderine terk edilmiş, binlerce insanın yaşadığı yer Doğanbey TOKİ.

Günlük kiraya verilen daireler, girenin, çıkanın belli olmadığı binalar. İşi sadece daireye kiracı bulmak olan Emlakçılar.

Ve bu emlakçıları denetlemeyen oda!

Oda'yı da denetlemeyen, "siz ne işe yararsınız" demeyenler!

Başka...

Yeşil alanlarına atılan akla hayale gelmedik atıklar, çevre düzenlemesine dikkat etmeyen TOKİ yönetimi!

Bitmedi...

Doğanbey'de çevre düzenlemesi gelişi güzel yapılıp, "hadi gelin oturun, size yeşil alanda yaptık" diyen müteahhitler.

Zemini molozla doldurunca, ekilen ağaçlar TOPRAKLA buluşamıyor, teker teker gövdeler ağırlaştığı için kökünden kopuyor.

Yani burası insanın yüreğini acıtmaya devam ediyor.

***

BİR SÖZ

Heyecanımızı kaybetmeden, yüksek tempoyla çalışmak zorundayız.

Celal Uzunkaya