İrfan Tatlıoğlu'ndan turizm çağrısı

Bilal Kayaaltı 22 Ekim 2018 Pazartesi, 08:02

Yağ var, un var şeker de var ama hala turizmde patinaj yapıyoruz.

İstenilen rakama, orana bir türlü ulaşamıyoruz.

Ne hikmettir, ne sırdır veya ne gizemli bir mevzuysa bu turizm meselesi,Bursa bir türlü istenilen seviyeye gelemiyor.

Üç yıl öncesine kadar Yenişehir Havalimanı'nın uluslararası uçuşlara açılacağını, bu şehirde sözü dinlenen herkesten dinledik.

Ancak değişen bir şey olmadı.

Şehrimiz hala İstanbul'un arka bahçesi olmaya devam ediyor.

Sanırım bunun en büyük sebebi, Ankara'da olması gereken lobi eksikliği.

Nasıl ki Mehmet Müezzinoğlu, bakanlık yaptığı süre içinde başkentte sözünü istediği gibi dinletemeyip masaya yumruğunu Bursa için vuramadıysa, hemşerisi Hakan Çavuşoğlu'nun kısa süren bakanlığı süresince de ondan geri kalır yanı olmadı.

Bu saydığım iki ismin birisi emekli, diğeri ise düz vekil.

***

Geçtiğimiz hafta 3'ncüsü yapılan Bursa Turizm Zirvesi'nde gözyaşı döken kent turizmini ayağa kaldırmanın mülahazaları yapıldı.

Orhaneli Belediye Başkanı İrfan Tatlıoğlu, insanların tatil anlayışlarının değiştiğinden bahsetti.

Dağ ilçelerinde inanılmaz bir potansiyelin olduğunu söyledi, altını çizdi.

Bir anlamda köye dönüşü bu şekildeki adımlarla sağlayacağını ilan etti.

Tatil denince akla sadece kum, deniz, havuz gelmediğini anlattı.

"Gelin, Orhaneli de tabiat var, temiz hava, doğallık, Beyce pazarı, doğal insanlar var. 700 yıllık Yörük kültürü var. Tadı damağınızda kalan Bursa lezzetleri var" diyerek tur operatörlerini ilçesine gelmeleri için yön gösterdi.

Bu şehrin çocukları, varsın yerli ve yabancı turistlerin Bursa'ya akın etmesi için eliniz taşın altında kalsın.

O kızacak, bu gücenecek diye sözünüzü esirgemeyin.

Doğru bildiğiniz ne varsa, eteklerinizdeki taşlarla birlikte dökün.

Siyasetçiymiş, bakanmış, feşmekânmış diyerek ürkmeyin, demokratik tavrınızı fışkırmasını sağlayın.

Bakın, Bursa'da Türkiye'nin 80 vilayetinde olmayan imkân, doğallık var ama birilerinin mıymıntılığı ve beceriksizliği yüzünden sürekli patinaj yapıyoruz. Dağ ilçelerimiz ve köyleri veba salgınına uğramış gibi insansızlaştı.

Ölü toprağını üzerimizden atıp, eko turizmle bölgeyi ayağa kaldırmak, eski günlerine kavuşturmak mümkün.

Yeter ki ayağa kalkın.

Pencereyi açıp, haykırın.

***

ÇAM AĞACI KESEREK SEYRELTME Mİ OLUR?

"Ağaç yoksa, toprak azalırsa, insanda azalır" diyor şair.

İstanbul'a yapılan üçüncü havalimanının CEO'su Kadri Samsunlu ile sohbet ederken, kendisine yer hizmetlerinde yaşanan yani bagajların savrulup atılması sıkıntılarını sormuştum. Samsunlu, açık yüreklilikle "bu mesele insani bir sorun" demişti.

Yenişehir'de Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, ormanda tıraşlama yapmışlar. Alaylı köyü sakinleri de duyarlı bir adım atarak "böyle tıraşlama mı olur, 100 yıllık ağaçları kökünden kesiyorsunuz" diyerek tepki gösterdiler.

İnsani ve ahlaki sıkıntıdan bahsettiler.

Fotoğrafa baktığımızda, gövdesi kalın, dalları sağlam, yakışıklı mı yakışıklı çam ağaçlarını ağlatmışlar, kökünden kesmişler.

Baktığınızda "böyle seyreltme mi olur?"deyip şaşırıyorsunuz.

Köylü, "ormanı gözümüz gibi koruyoruz, çam ağaçları bizim nefesimiz, oksijenimiz" diyor.

Tepkilerin ardından açıklama yapan Bursa Orman Bölge Müdürü Yalçın Akın ise, "Köyde bu zamana kadar hiç gençleştirme çalışması yapılmamış. Kızılçam ormanlarının gençleştirmesi tıraşlama yöntemiyle yapılıyor. Bu uygulama dünyanın her yerinde aynı. Bu ormanı biz üretim sahası olarak belirledik. Burayı ihaleye çıkartıp bizim kontrolümüzde kesimini yaptırıyoruz. Kızılçam ağacı suntanın ham maddesi. Sunta yapımında kullanılıyor" diyor.

Ne diyelim, kararı siz verin.

***

BİR SÖZ

Türkiye'ye yabancı teknik direktör getirmeyin. Ben Türkçe anlatamıyorum, onlar nasıl anlatacak?

Yılmaz Vural