İMSİAD'ın Bursa penceresi açılmıyor!

Bilal Kayaaltı 31 Ağustos 2018 Cuma, 06:46

Eski Bursalılarla.

Bir çay ocağında, iş yerlerinde, Tophane, Muradiye, Maksem gibi kadim semtlerde tek tük kalmış çınar ağaçlarının gölgesinde sohbet ederken, şehrin inanılmaz şekilde betonlaştığını ifade ediyorlar.

Bu durumun kendilerini üzdüğünü, 20 yıl önceki Bursa'yı bile özlediklerini söylüyorlar.

Tabi, bu sıkışıklıktan, betonların ruhsuzluğundan sadece eski Bursalılar değil, yediden 70'e birçok kişi rahatsız!

Ancak onlar seslerini, tepkilerini duyuracak, dile getirecek muhataplar bulamamaktan yakınıyorlar.

Ben de bir Bursalı olarak, bu şehrin dört bir yanına dikilen yüksek katlı binaların, kentimi sevimsizleştirdiğine kahır içinde bakıyorum.

Ancak, Bursa'mız beton yığınlarıyla sevimsizleştirilirken,  bu kahrı, üzüntüyü bazı derneklerin hissetmediğini, umursamadığını ve görmezden geldiğine şahit oluyoruz.

***

Geçenlerde, 

İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin (İMSİAD) Yönetim Kurulu bir toplantı gerçekleştirmiş.

Heyecan ve hayal içinde gelen haber metninde İMSİAD'ın Bursa'nın betonlaşmasına dur diyecek bir açıklama olduğunu sandım.

"Bizler İMSİAD olarak tarih şehrine ufak dokunuşlar yaparak ayağa kaldıracağız" dediklerini sandım.

"Nilüfer'de o güzelim bahçeli evleri yıkıp, yerine yüksek katlı, bir birine yapışık yapılan binalara itiraz ediyoruz" dediklerini düşündüm.

Toplantıya misafir olarak katılan AK Parti Bursa milletvekili Atilla Ödünç'ün kendilerine yol göstereceğini sandım.

"Yalova ve Ankara yolunda ardı ardına dikilen, sevimsiz oldukları kadar, şehrimizi nefes alamaz hale getiren, dağın, kentin siluetini bozan binalara dur demek için bir araya geldik" diyeceklerini hayal ettim.

Ancak yanılmışım.

Onların derdi...

Daire fiyatlarında başlatılan kampanyaya destek vermek, biz daha çok bina nasıl yaparız da, insanları betonların içine tıkıştırmakmış.

Ne yazık ki, yerli olmaktan, ecdada saygılı olup, yatay mimari yapmamız gerekiyor diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın uyarılarını kimsenin duymadığını, umursamadığına şahit oldum.

Yani İMSİAD'ın derdi, dedemiz Osman ve Orhan'ın kemiklerinin sızlamasıyla ilgili bir çıkış değilmiş, Kamil!

***

BU İNSANLARLA PAZARLIK YAPMAYIN

Muhterem ve kıymetli anacığım,

Organik ürün satın almak için ağrıyan bacaklarına eziyet ederek, Bursa'mızın pazarlarını alt üst ediyor; amacı taze ve sağlıklı beslenmek.

Aynı zamanda.

Torunlarına, çocuklarına kaliteli ürün ikram etmek...

Önceleri İnegöl'de haftanın üç günü kurulan, hatta Orhaneli'ndeki pazarlara kadar gider, köylülerin getirdiği doğal ve organik sebze ve meyveleri evimize getirirdi.

Artık, kendisi için komşu kapısı olan şehrimizin pazarlarını tercih etmek zorunda kalıyor.

Bursalıların pazar pazarı olarak bildiği ve haftanın günü, bir ucu eski halin orada, diğer ucu Gençosman'da olan meyve ve sebze pazarına köylerinden getirdikleri az miktarda biber, salata, domates, sebze ve yumurta satan dedelerin, ninelerin ürünlerini pazarlık yapmadan, ne fiyattaysa satın aldığını, pazarlık yapmadığını bilirim.

Neden böyle yapıyorsun diye sorduğumda, "oğlum onlar kıt imkânlarla, beli bükülmüş bir vaziyette ektikleri sebze ve meyveleri buraya getirip satıyorlar. Üç kuruş para kazanıyorlar, bu insanlarla pazarlık yapmak doğru değil" diyerek, ezberleri bozardı.

Ne olur, minicik bahçesinde ektiği biberi, domatesi, salatayı pazara getiren ninemiz, dedemizle pazarlık yapmayın. Ürünlerine ne fiyat koydularsa kabul edin, alın. Bilesiniz ki, onların market zincirleri yok, 100 bin liraya mal edip, 500 bin liraya sattıkları daireleri de!

***

BİR SÖZ

Yollar bozuksa onarırsın, ekonomi bozuksa önerirsin.

Yunis Can Topaktaş