İl Halk Kütüphanesi'nin elektrik borcu yokmuş

Bilal Kayaaltı 10 Eylül 2018 Pazartesi, 06:50

Geçen hafta İpekçilik'te bulunan İl Halk Kütüphanesi'nin elektrik faturasını ödeyemez duruma geldiğiyle ilgili bir yazı kaleme almıştım.

Buraya araştırma yapmak için gelen ve birbirlerini tanımayan iki dostum...

Orada görevli olan memurun, yine içeride bulunan yaklaşık 20 kişiyi hayretler içinde bırakan, kibar sözlerle, "Kütüphanenin ödenmemiş 14 bin TL'lik elektrik faturası var, bu faturayı ödeyebilmek için tasarruf uygulanıyor. Lütfen dağınık oturmayalım, diğer salona geçer misiniz?" ifadelerine şahit olduklarını iddia etmişlerdi.

Ben bu bilgileri, o gün o anda olayı yaşayan vatandaşlardan, yani birinci ağızdan dinleyip de köşe yazımda kullanmıştım.

Dünyanın her yerinde yaşanan bu tür hadiselere haber denir, yani haber değeri taşırlar.

Bu yazı gazetemizde sür manşetten verilince, İl Halk Kütüphanesi'nin Müdürü İsa Bekleviç, kendine göre haklı gerekçeler öne sürerek, söz konusu borcun olduğuna dair haberin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Bekleviç ayrıca...

Kütüphanede görevli olanların da kesinlikle böyle bir ifade kullanmadığına emin olduğunu dile getirdi.

Hatta kütüphanenin UEDAŞ'a borcu olmadığını da bize ispat etti.

Diğer taraftan...

Bu olayda hiçbir garezi ya da menfaati olmayan, o gün orada bulunan vatandaşın beyanına dayanarak yazımı kaleme aldığımı belirtmek isterim...

Durup dururken yalan söylemelerini gerektirecek bir durumun olmadığını da ifade edebilirim.

Bu konuda asıl sorulması gereken soru şu;

Görevli memur o akşam durup dururken kütüphanenin 14 bin TL borcu olduğu yönünde bir cümle vatandaşlara kullandı mı?

Müdür Bey, kullanmadıkları yönünde emin olsa da böyle bir durumda kim ortaya çıkıp da "evet ben dedim" diyebilir ki?

Şunu açıkça ifade ediyor ve diyorum ki...

Ben de ülkesini seven, değer veren, ülkesinin tasarruf etmek durumda kalacak kadar zora düşmesine üzülen bir vatandaşım...

Burada olayı bizzat yaşayanların söylediklerini önemserim. Zaten taraf olan birinin objektif olmasını da beklemiyorum.

Sonuçta önemli olan,

Buralarda böyle sıkıntıların, yanlışların yaşanmamış olması değil mi?

Yoksa...

Müdür mü haklı, vatandaş mı?

Bunun kararını sizler verebilirsiniz...

****

MİLLİ EĞİTİM BAKANI SELÇUK'TAN SİVRİ ÇIKIŞLAR

Milli Eğitim'de yıllardır patinaj yapıp duruyoruz.

Nereden bakılsa, nereden tutulsa acayip bir durum söz konusu...

Her yıl farklı isimlerin bakan olduğu ama bir türlü istenilen seviyeye gelmeyen, nefes alamayan, suni teneffüslere maruz kalmış bir sistemden bahsediyoruz.

Zorunlu, zorunlu diye diye sorunsuz, üşengeç, bir nesil çıktı ortaya!

Tüm bu gelişmeler ışığında,

24 Haziran'ın ardında oluşan kabinenin vekil olmayan bakanları arasında yer alan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk; taraflı, tarafsız herkesi ve her kesimin şapka çıkaracağı çıkışlar yapmaya, ezberleri bozmaya başladı.

Mesela Bakan Selçuk, hafta sonu '2023'e Doğru Türk Eğitim Sistemi-Bulma Konferansı'nda

Türkiye'nin eğitimde 'kıyameti koparması' gerektiğini belirterek "Ortak akıl, ortalama akıldır. Bizim sivri akıllara ihtiyacımız var" diyerek,  köhnemiş eğitim sistemine savaş açtığını açıkça beyan etti.

Evet, bundan sonra, yenilenerek dönüşmenin peşinde olunacak.

Ezber ve taklit çöpe atılacak.

Sivri ve pratik düşünenlerle hareket edilecek.

Hele Selçuk'un şu ifadeleri alkışı hak ediyor:

"Biz hâlâ kısırlaşmış bir tohumu muhafaza etmeye çalışıyoruz. Gelin hep beraber muhafaza ettiklerimizin zehrini akıtalım. Deli gömleklerimizi yakalım."

Bu sözlerin sahibine sadece şunu diyebiliriz, devam edin Bakan Ziya Selçuk, doğru yoldasınız.

Bazı kalın kafalılar istemese de...

Etrafı aydınlatıyorsunuz.

***

BİR SÖZ

Riya ve kibirden uzak dur. Merhametin kıtalar dolaşsın. Komşunu unutma. İnsan olduğunu ve kabre gireceğini bilerek hareket et.

Mehmed Zaid Kotku