Gülçiçek Hatun Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde neler oluyor?

Bilal Kayaaltı 21 Ocak 2019 Pazartesi, 07:18

Koskoca Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim alanında bazı sıkıntılar yaşandığını, eğitimcilerin özveriyle hareket etmeleri gerektiğini ve çocuklara şefkatle yaklaşılmasını dillendiriyor.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, şımarıklığın, böbürlenmenin ve kin penceresinden bakmayı çöpe atmak gerektiğine dikkat çekiyor, 'böyle davranmaya devam edenlerin gözünün yaşına bakmayacağız' diyor.

Amaç ne; zehirlenmenin önüne geçip, asil ve asıl kodlarımıza geri dönebilmek.

Okulların yarıyıl tatilinden bir gün önce...

Yani, Perşembe.

İki öğrenci, arkadaşlarının öğrenim gördüğü, Yıldırım ilçemiz sınırlarındaki Gülçiçek Hatun Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne gidiyorlar.

Okulun müdür yardımcısının nezaket dolu yaklaşımı sayesinde, kutunun içindekilerini de göstererek aldıkları izin kâğıdıyla arkadaşlarının sınıfına misafir oluyorlar.

Birinin elindeki kutunun içinde arkadaşlarına getirdikleri iki tane Ginepig yavrusu mevcut.

Yaklaşık yarım saat kadar sınıfta arkadaşlarıyla sohbet ediyorlar.

Bu sırada okul müdürü Ertuğrul Şengül, sınıfa giriyor.

Üç arkadaştan biri kutunun içindeki Ginepig yavrularını sevmekle meşgul. Müdür bey, ne var o kutunun içinde diye sorunca,  misafir öğrenciler "Ginepig yavrusu" olduğunu söylüyorlar.

Sen misin bu cevabı veren.

"Ne işi var bu farelerin burada, siz ne terbiyesiz insanlarsınız" şeklinde çocukların hayata olan bakış açılarını pozitiften, negatife çeviren, kendisini her platformda Osmanlı'nın torunu, medeniyetin izlerini takip eden bir şahsiyet olarak gösteren müdür bey, 'hedefe koy, nasıl olsa vuran çıkar. Ölümü göster, sıtmaya razı olsunlar' mantığı ile hareket ediyor.

Okul müdürünün, çocukların kendisine en ufak bir yanlışı, ahlaksızlığı olmamasına rağmen bu şekilde davranış sergilemesi hakikaten çok yaralayıcı.

Düşünsenize, bu şehrin valisi Yakup Canbolat, "eğitimde eğitim" derken, "çocuklar bizim geleceğimiz" ifadelerini kullanırken, bir okul müdür gencecik fidanları aşağılaması, ötekileştirmesi ne acı bir şey.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ankara'da sömestr tatil zilinin çalacağı Cuma günü bir okulda çocuklara karne dağıtırken, minnacık yavrularla kurduğu diyalog öyle etkili olmuştu ki, "Bakan'dan bir şey istiyor musunuz?" diye sorulduğunda öğrencilerin yanıtı, "Sizi bir daha görmek" oluyor.

Tıpkı, 30 yıl önce olduğu gibi, müthiş bir tablo.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, ne zaman öğrencilerle, çocuklarla bir araya gelse, insani olarak acayip izler bırakıyor.

Birde bizim Ertuğrul hocaya bakın.

İki öğrenci izin aldıkları halde, en ufak bir terbiyesizliğe imza atmamalarına rağmen, ağzından çıkanları kulakları duymayan bir okul müdürüne dönüşebiliyor.

Çocukları küçümsüyor, sınıfın içinde "çatık kaş hükümet dedikleri adam" oluyor.

Üstelik bu eğitim yuvasının bahçesinde söylenene göre, tavuk da bakılıyormuş.

Ne acayip bir durumdur bu; medeniyet diye diye kindar olmak, dilinden çıkanları kontrol etmemek.

***

Şimdi birileri şunu diyebilir. Öğretmen öğrencisini azarlayamaz mı?

Kızmaya hakkı yok mu?

Sinirlenme özgürlüğünü elinden mi alıyorsunuz?

Hayır.

Asla...

Müdür bey, disiplini elden bırakmamalı. Nasıl davranılması gerekiyorsa, öyle davranmalı.

Ama asla izin almış, asla disiplinsizlik yapmamış gençlerin, çalışma azmiyle birlikte, misafire olan saygıyı, hürmeti unutmasın.

Asist kralı olmak varken, çocukların oynadığı topu patlatma derdinde olmanın ne anlamı var!

Mesela, böyle şeylere kafayı takacağına,

Okulun kapısından çıkan çocukların boş vakitlerini telefon, tablet, bilgisayar gibi teknolojinin içine gömmesini, kimlerin yörüngesine girdiklerine, birçok okulun önünde satılan uyuşturucu ve her türlü kötü alışkanlıklara nasıl bulaştıkları gibi acı gerçeklere kafa yorsun.

Ben, ben diyerek, benim abilerim var, siyasi gücüm var, tavırlarıyla hareket edeceğine, "benim okulumun öğrencilerine ülkemize örnek olacak eğitim veriyoruz, geleceğin edebiyatçıları, matematikçileri, fizikçileri, tarihçileri bu okuldan çıkacak" didinişine girsin!

Unutmayın hocam, şimdiki nesil, gençler çok farklı. İyi bir şeyler yapmak istiyor olabilirsiniz amma velakin eski eğitim metodları, asmaklar kesmekler onlarda ters tepiyor!

O yüzden...

Bazı hayvanları sevmeyebilir, evinizde beslemeyi uygun görmeyebilirsiniz ama...

Okula Ginepig yavrusu getiren çocukları aşağılayarak, aşağılara düşmeye gerek yok, hocam!

Orda burda boş işlerle uğraşacaklarına varsın çocuklar hayvanları sevsin, sorumluluk alsınlar. Hayvanlarla ilgilenerek merhametleri gelişsin!

Umuyorum, hem Vali Yakup Canbolat hem de göreve geldiği günden buyana gülümseyen adımlar atan Milli Eğitim Müdürü Sabahattin Dülger, böyle hadiselerin önüne geçmek için çalışmalar yaparlar.

***

'BENİM SECCADEM TEMİZ OLMALI'

Malumunuz son yıllarda camilere, caddelere, hatta bazı evlerin pencereleri bayraklarla süsleniyor.

Ancak, yağmur, güneş, fırtına al rengin solmasına, yırtılmasına neden oluyor.

Geçen Cuma günü, Gazcılar Bedir Camii avlusunda bulunan bayrağımız güvercinlerin azizliğine uğramış.

Hayvan bu bilmez, istediği yere konar, işini yapar gider.

Önemli olan, sorumluluk bilinciyle hareket etmek. Diyanetin görevlileri bayraktaki kuş pisliklerini fark edemeyince, kalbi al al olmuş bir vatandaş, eline aldığı fırçayla bayrağımızı bir güzel temizledi.

Bu işi dakikalarca gösteriş yapmadan, sürdürdü.

Ne yapıyorsunuz deyince de, sorumlu olmayı bir türlü akıl edemeyenleri eleştirdi.

Seccadem dediği bayrağın temiz olması gerektiğini söyledi.

Allah, etliye, sütlüye dokunanların sayısını arttırsın.

Hayata, sorumsuzca bakanların ise sayılarını azaltsın. Mıymıntılık girdabından çıkarsın, nerede bir sıkıntı varsa, kim yanlış yapıyorsa, kim görev yaptığı şehri kendi çıkarı için rant alanına çeviriyorsa, gözünün yaşına bakmadan, karşısına tepki gösteren insanları çıkarsın.

***

BİR SÖZ

İnsan ancak kendini her şeyi kuşatan varlığın bir parçası olduğunu kavradığı zaman ben-bilgisine ve 'ben' idrâkine kavuşabilir.

İbrahim Kalın