Güç zehirlenmesi, kamu görevlileri ve nezaket

Bilal Kayaaltı 24 Nisan 2019 Çarşamba, 07:06

Son yıllarda nezaket kuralını bırakın unutmayı, ne işe yaradığının bile farkında olmayan, işgal ettiği koltuğun millete, yani vatandaşa hizmet etmek için icat edildiğini, devletin farklı kurumlarında çalışan bazı zevatların acayip şekilde güç zehirlenmesine uğradığına şahit oluyoruz.

Özellikle hastane, okul ve kamu kurumlarının yöneticilerinin şımarık hallerinden rahatsız olan vatandaşlardan çok sayıda şikâyet alıyorum.

Örnek vermek gerekirse...

Yaklaşık 4 ay önce Gülçiçek Hatun Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Ertuğrul Şengül'ün, müdür yardımcısından izin alan iki kız çocuğunun okula Ginepig yavrusu getirdikleri için hayatı zindan eden ifadeler kullandığını dile getirmiştim.

Bazı camilerin imam ve müezzinlerinin siyasallaşmaktan vakit ayırıp, cemaatle kuramadıkları insanlık köprülerini de cümle âlem biliyor.

Hastanelerin acil servislerine gelenlerin sorularına yanıt vermek yerine, cep telefonlarıyla oynamanın daha önemli olduğunu vatandaşa yüzleri kızarmadan haykıranları da bu sütunlardan duyurmuştum.

Hatta kulakları çınlasın Prof. Dr. Rüstem Aşkın hocamıza yaşadıklarımı anlatınca, soruşturma başlatmıştı.

***

Geçenlerde bu saydıklarımın daha fazlasını yaşayan, duyan, gören gazeteci Mustafa Gültekin,  sosyal medya hesabından isyan ederek; 'Bursa'da bazı hastane, okul gibi kamu kurumlarının yöneticilerinde bir süredir, "İstediğiniz yere şikâyet edin" sözleriyle destekledikleri ölümcül bir özgüven patlaması yaşandığını, oysa Ak Parti'nin ilk yıllarında yöneticilerin yüzünü vatandaşa dönmüş, şikâyet edilmemek için çabaladıklarını' yazmıştı.

Kimse kusura bakmasın ve ölü taklidi de yapmasın ama...

Maalesef birileri, iktidar partisinin teşkilatlarına bir yerlerde iş bulayım, amir olayım, memur olayım diyerek dirsek teması yapıyorlar.

Bazı ilçe belediyelerinde de bu durum söz konusu.

Sonra bu adamlar kamuda göreve başladıktan sonra işin rengi değişiyor. Benim abim vekil, amcam müsteşar, teyzem üst düzey yetkili, dayım başkan, eniştem falanca tarikattan veya biz şu sendikadanız havalarına girip, vatandaşa efeleniyorlar.

Velhasıl, işlerini doğru düzgün yapmıyorlar.

Hatırlayın dememe gerek yok, hala o 'Gönül Belediyeciliği' pankartlarını çeşitli noktalarda görüyorsunuzdur.

Bu slogan bedavadan bulunmadı, üretilmedi.

Ortada kocaman bir çatırdama var. Zehirlenme var.

Eleştiriyi kabul etmeyen, eleştireni hainlikle suçlayan bir çatırdama bu.

Karnede zayıflar var, insanlık penceresini toz kaplamış, dışarısı gözükmüyor.

Sosyal medya hesaplarınızdan, falancanın düğününe, nişanına, davet edildiğiniz sabah kahvaltısının fotoğrafları paylaşacağına,  insanlık adına heyelana uğrayan bazı şahsiyetlere nasıl çekidüzen veririz diye düşünmek gerekiyor.

***

GENÇ İMAM HATİPLİLER

Nereden bakarsanız bakın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırının kabul edilir yanı yok.

Normal bir şeymiş gibi bakılamaz, görülemez.

Bizim medeniyetimiz nefreti, çirkinliği, ırkçılığı ayaklar altına almamızı emrediyor.

'Hangi görüşe, dine, meşrebe, ırka mensup olursanız olun', adam gibi yaşamak zorundasınız diyor.

Ama gelin görün ki, birileri ısrarla utancı, nefreti körükleme telaşı içinde.

Kılıçdaroğlu'nun mazlumluğu duvarda asılı duracak. Ona saldıranların hangi söylemlerden beslendiğini bilmeyen yok!

Dün...

Genç İmam Hatipliler Dernek Başkanı Muhammet Samet Akkaya ve arkadaşları, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuşlar.

Ziyaretteki fotoğrafı görünce, umudum yeşerdi, aklıma Mekke'de kendisini sevmeyenlere barış getiren Hz. Peygamber geldi.

Barış geldi, hoşgörü penceresinden bakıldığında, acayip şekilde insan olduğumuz geldi.

İşte normalleşme, işte nefreti yok etme adımı.

Alkışlıyoruz...

***

BİR SÖZ

Hayat geç kalanları hiç affetmez.

Mihail Gorbaçov