Fas, kalkınmaya da, silkinmeye de muhtaç

Bilal Kayaaltı 13 Aralık 2018 Perşembe, 08:11

Bir ülke düşünün,  ekonomik gücü elinde bulunduran iki kıtaya komşu.

Yani Avrupa ve ABD'ye açılan gizemli kapı, Fas.

Fransızlar tarafından yarım asırdan fazla sömürüldü bu ülkenin insanları. Akla hayale gelmedik işkencelerden geçirildi, katledildiler.

Bu utancı, ezikliği Fas'ta gezerken hissediyorsunuz.

Üç gündür Kazablanka'dayız; inanın 80'li yılların Türkiye'si gibi.

Bakımsız, kent estetiğinin olmadığı, cadde ve sokaklarında çöplerin toplanmadığı, hala farklı şekilde ötekileştirilmeye maruz kalan bir ülke!

Şehri arşınlarken ruhunuz adeta üşüyor. Binalar, apartmanlar bakımsızlıktan çürümeye terk edilmiş gibi.

Kapısının önünü süpürmekten aciz olan ve nüfusunun yüzde 99'u Müslümanlardan oluşan bu ülkenin vatandaşları,  oturdukları evin duvarını nasıl boyasın?

Okyanusun kıyısına denize temeller atılarak inşa edilen, ihtişamıyla göz kamaştıran İkinci Hasan Camii'nin gözü yaşlı!

Çünkü aklını Fransızlara kiraya vermiş bir yönetim söz konusu. Böyle olunca da, garip bir durum ortaya çıkıyor.

Ancak, öğretilmiş çaresizlik girdabından inatla çıkmak istemedikleri bir gerçek.

Genç ve dinamik bir nüfus Faslılar; güler yüzlü, misafire olan bakış açıları samimi insanlar.

Toprakları bereketli, tarım ve hayvancılık alanında Türkiye'den geride değiller.

Faslıların omzuna dürüst bir elin dokunması gerekiyor. Silkeleyip kendileri olmasını sağlamak için bu sarsıntıya ihtiyaçları var.

Oysa inandıkları din onlara temiz olmayı, taşeron olmamayı, üretim yapmayı, baskı ve zulmü kendilerine reva görenlere boyun eğmemeyi, tapmamayı öğütlüyor, yol gösteriyor.

***

Düşünsenize, kentin varoşlarındaki lokantalarda elle yemek yenirken, AVM'lerdeki modernlik çok ilginç. Düşünmeyen, düşünmemeleri içinde kendisini zorlamayan bir toplum.

Batılılar gibi giyinmeyi akıl eden ama batılılar gibi teknolojiyi, gelir dağılımında zirveyi zorlamayı, ihracatta kıskandıran bir ülke olmayı ne yazık ki düşünememişler.

Bize ülkesini gezdiren Abdullah Sami'nin şu sözünü unutmayacağım:

"Bizim yeniden bir devrime ihtiyacımız var. Aklımızı iyi kullanmaya, doğru eğitim politikalarını halkına öğretecek insanlar yetiştirmeye ve onlarla birlikte yürümeye kendimizi mecbur hissetmeliyiz."

Ve bitmek tükenmek bilmez savaşlar ve aç-mutsuz insanlarla dolu bir kıta şeklindeki klasik Afrika tarifinden,  kıtanın hayatını idame ettirmesi için Batı'nın sadakasına muhtaçlıktan kurtulmak gerekiyor.

Artık Kara Kıta'nın madenlerini, tüm değerlerini bu coğrafyanın sahipleri işlemesi, ülkelerine katma değerde bulunması için inançlarının çizdiği yolu takip etmeleri lazım.

Batı hayranlığının tavan yaptığı, sağa sola savrulan bir ülke haline gelen Fas, umarız silkinip kendine gelir.

Yapılması gereken tek şey, insan olduklarını hatırlatmak ve iki kapıya açılan kocaman bir değere sahip olduklarının farkına varmalarını sağlamak.

***

BİR SÖZ

Batılılar bizi sömürürken, biz sadece seyrettik, boş işlerle meşgul olduk. Sürekli şikayet ettik, çözüm üretmedik. Şimdi, çocuk gibi ağlıyoruz.

İbrahimiDinani