Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu geldi ve gitti

Bilal Kayaaltı 29 Ekim 2018 Pazartesi, 07:28

Bizim ülkemizde siyaset mekanizması çok farklı işliyor.

Görevde kaldığın süre içinde, ceketinin düğmelerini ilikleyenlerin sayısı tavan yapıyor.

Her gittiğin yerde itibar görüyor, önüne gelen baş eğiyor.

Vekille, bürokratla, başbakanla fotoğraf vermek isteyenler ibretlik görüntüler sergiliyor.

Ancak...

Görevden ayrıldın mı, başbakan da olsan ıssızlaşıyorsun; birden bire fanilik her yanını sarıp, kuşatıveriyor.

***

Geçen hafta eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Uludağ Üniversitesi'nin davetlisi olarak şehrimize geldi. Yanında sadece Birlik Vakfı Bursa Şube Başkanı Mustafa Bayraktar vardı.

Konferanslar verdi, Ulucami'de Cuma namazı kıldı.

Bursamız'da üç gün kalan Ahmet Davutoğlu'nun başvekil olduğunda kentimize geldiği günleri hatırlıyor, o fotoğraf karelerini gözümün önünden geçirdiğimde, vefa kelimesinin birilerine hiç uğramadığını, sadece bir boza markası olduğuna şahitlik yaptığımı ifade etmek istiyorum.

İnanın eski Başbakan'ın ziyaretleri sırasında etrafında sadece vatandaşları gördük.

Ne AK Parti il başkanı, ne vekiller ne de teşkilat mensuplarını göremedik.

Zırt pırt herkesle fotoğraf paylaşmaktan başka bir projesi, icraatı olmayanlarda yoktu Davutoğlu'nun yanı başında.

Kısacası Davutoğlu, kadim şehri yalnız başına gezdi, gördü ve de sonunda tek başına ayrıldı gitti.

***

NE OLACAK BU DOĞANBEY TOKİ?

Olan olmuş, tabiri caiz ise macun tüpten çıkmış, artık onu çıktığı yere sokmak bu ekonomik koşullarda mümkün değil.

Ne demek istiyor veya neye işaret ediyorum?

Tabi ki Doğanbey TOKİ'ye.

Burada yaşayanların tedirginliği, endişeleri, bitmiyor, böyle giderse de bitecek gibi değil!

Farklı zamanlar içinde yapılan Doğanbey TOKİ yıkılacak, tıraşlanacak ve seyreltilerek ortadan kaldırılacak çıkışları, eski bakan Erdoğan Bayraktar'ın anlaşılmaz bir şekilde müdahale ederek şehre diktiği utanç abidelerinden yükselen feryadı sürekli tazeliyor.

Rezillikleri, fuhşu, uyuşturucuyu, 23 katlı ucubelerde çalışmayan asansörleri, olmayan sosyal donatı alanlarını, sağlık ocağını bir kenara bırakan Doğanbeyliler, bin bir dertle, borca girerek sahip oldukları dairelerinin ne zaman tıraşlanacağının veya yıkılacağının endişesini yaşıyorlar.

Konu tam bitti, her şey netleşti derken farklı çıkışlarla kaygılar devamlı tazeleniyor.

Tabi taşıdıkları bu endişede kendilerinin de azıcıkta olsa payı var.

Neden mi?

Bir türlü "bir" olamıyor, tek ses veremiyorlar.

Riyakâr, dalkavuk birkaç kişinin veya çok konuşunca her şeyi halledileceğini sananların algılarına kanıyorlar. Aslında örgütlü bireyler olsalar, masaya yumruklarını vursalar, çok şeyin değiştiğini, ezberlerin bozulduğunu anlayacaklar.

***

Öte yandan...

Kiminle konuşsam, kiminle karşılaşsam, insanların yüzleri gülmüyor.

Burası için birileri çıkıp ciddi açıklamalar yapmalı.

Orada öyle, burada böyle hareketler sergileyip, sözler söylenilerek kimsenin huzuru kaçırılmamalı.

Net ve açık olunarak son nokta konulmalı.

Yani...

"Dairelerinizde huzur içinde oturun, yıkmayacağız, tıraşlamayacağız" denmeli.

Veya...

Burasını yıkıyoruz, sizlere de canımızın istediği yerden daire vereceğiz, başınızın çaresine bakın" denilebilmeli!

***

BİR SÖZ

Efendiler, yarın 'Cumhuriyeti' ilan edeceğiz.

Mustafa Kemal Atatürk