Düğün konvoyları ve kırmızı ışıkta bekleyen çocuklar

Bilal Kayaaltı 25 Temmuz 2018 Çarşamba, 07:10

Trafikte kuralları icat edenler, sınırları belirlemiş.

Şehrin caddelerinde, sokaklarında hız yapmayacaksın demişler.

Ayrıca insanları rahatsız etmeyecek, otomobilin kornasına basmayacak, egzozunu "nasıl beceriyorsan" patlatarak yaşlıyı, hamileyi, hastayı, bebekleri korkutmayacaksın diye de uyarmışlar.

Gelin görün ki...

Bu kurallara uymamak için birileri, delirmişçesine tavır sergiliyorlar.

Mesela, yaz aylarında bizim ülkemizde sünnet ve evlenen çiftlerin düğünleri yapılır.

Kim düğün yapacak, kim asker yolcu edecek biz buna karışamayız ama arabalarının kornalarını ciyak ciyak bağırtarak yolları işgal etmeleri, insan olduğumuzu sorgulamamıza neden oluyor!

Bir de buna bu düğün konvoylarının gelişini gözleyen çocukların, Bursa'mızın en işlek cadde ve kavşaklarının yaya geçitlerini mesken tutması, akla gelebilecek her türlü tehlikeye davetiye çıkarıyor.

Bakın eski garaj yani Kent Meydanı'nın çevresi, Şehreküstü, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı, Emirsultan, Gökdere, Altıparmak ve daha birçok işlek cadde yaşları 10'la 15 arasında değişen çocukların işgali altında.

***

Nedeni şu,

Arabalarının kornalarını delirmiş gibi bağırta bağırta düğün konvoyu yapanlar, kırmızı ışıkta durduklarında otomobillerin önünü kesip bahşiş istemeleri.

Konvoydakiler teklifi geri çevirdiğinde ise bazıları ya bıçak çekiyorlar ya da kavgaya zemin hazırlıyorlar.

Zaten, "biz düğün yapıyoruz bize kimse karışamaz" moduna girmiş olanlar, kendilerine "şu kornayı lütfen öttürmeyin, insanları rahatsız ediyorsunuz" kardeşim diyenlere saldırmak, olay çıkarmak için hazır kıta olduklarından dolayı,  yukarıda eşkâlini verdiğim cadde ve kavşaklarda her an ölümle neticelenecek olaylar yaşanabilir.

Dolayısıyla,Bursa Emniyeti kimsenin gözünün yaşına bakmadan, bu düğünün sahibi şu partidenmiş, şu protokol sahibi, yok bu iş adamıymış diye düşünmeden bu saçmalıklara son vermek için masaya yumruğunu vurmalı.

Düğün ve asker konvoylarında korna öttüren, kırmızı ışıkta bahşiş bekleyenlerle ilgili gereğini yapmalılar.

Tabi, Emniyetimizi sağlayan polis memurlarına da böyle bir adım attıklarından dolayı, bazı güçlü insanlar (!)  yaptırım uygulatacak cesareti bulamamalılar!

***

BATI TRAKYA'NIN ADNAN KAHVECİ'Sİ

Özgürlük ve var olma mücadelesinin adıydı Dr. Sadık Ahmet.

"Başımı ancak Allah için eğerim" diyenlerdendi.

Bıkıp usanmadan Batı Trakya Türklerinin haklarını savundu.

Size yaşama hakkı vermeyeceğiz diye tutturan Yunan politbürosunun her seferinde ağzının payını verdi... Haksızlığa, zulme uğrayan Batı Trakyalıların sesi oldu.

Bundan tam 23 yıl önce tıpkı Anavatan iktidarının efsane bakanı Adnan Kahveci gibi trafik kazası süsü verilen bir cinayete kurban gitti.

Türkleri sırf Müslüman oldukları için asimile etmeye çalışanlara karşı dik duruş sergileyerek...

Yunanistan'da Türklerin varlığı için canını feda eden,  bu uğurda hapis yatan...

Hatta mahkeme yargıcının karşına çıktığında,

"Eğer Türk olmak bir suç ise, buradan tekrar ediyorum. Ben bir Türk'üm öyle de kalacağım" diyen Dr. Sadık Ahmet'i bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

***

BİR SÖZ

Çeşit çeşit çocuk ve genç var. Hepsini aynı anlayışla eğitemezsiniz. Bir çocuğa yapılacak en büyük iyilik, ona hayal kurabileceği boş zamanlar bırakmaktır.