Bursa arı sütü üretiminde başkentmiş

Bilal Kayaaltı 06 Aralık 2018 Perşembe, 07:08

Yanlış okumadınız, şehrimiz arı sütü üretiminde Türkiye'nin önde gelen kentiymiş.

Bu sevindirici haberi duyunca tarımın, ülkemizin vazgeçemeyeceği bir değer ve gerçeği olduğu bir kez daha karşımıza çıkıyor.

Bursa Teknik Üniversitesi'nin öncülüğünde,  'Mikroenkapsüle Arı Sütü Üretimi Kapsüllerin, Taze ve Liyofilize Arı Sütü ile Fizikokimyasal Özellikleri ve Biyolejik Aktiviteleri Yönünden Kıyaslanması ve Depolama Stabilitisinin Belirlenmesi' adlı projenin tanıtım toplantısına katılan arı üreticileri ve konunun uzmanları, organik kaynakların önemine dikkat çekti.

Bursa'nın arı sütü üretiminde Türkiye'nin başkenti olmasına rağmen, bu altın kadar kıymetli gıdanın yüzde 90'ını ithal etmek zorunda kalıyormuşuz.

Nasıl ki yeraltı ve yerüstü madenlerinin ne kadarının değerlendirildiği ve bunların katma değerli ürünlere çevrildiği, bir ülkenin kalkınmasında önemliyse; organik kaynaklarımızın değeri de Türkiye'nin asla vazgeçmemesi gereken bir olgusudur!

Üniversitesinde konunun uzmanı arıcılar ve bilim insanları ile bir araya gelen BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, bilgiye ulaşmada üniversitelerin önemine dikkat çekerken, tarım alanlarının betonlaştırılmaması gerektiği mesajını da verdi.

Arif Hocamız ve ekibini böyle bir değeri gündeme getirdikleri için kutluyoruz.

Bilgiye ulaşmada üniversitelerin önemini kavramakla birlikte, tarım alanlarının önemine de dikkat çekmek, köylerin boşalmasının önüne geçmek için de Karademir ve arkadaşlarının Bursa'dan seslerini tüm Türkiye'ye duyurmaları gerektiğini düşünüyorum.

O zaman bir kez daha düşünmek, değerlerimize sahip çıkarak hareket etmek zorundayız.

Avucumuzun içindeki kıymetin uçmaması için de arı üretimiyle birlikte onun ürettiği sütü de ihraç edecek şuuru ve bilinci yakalamalıyız.

Bunun içinde erozyona uğrayan ve betonlaşan kalplere dokunmanın çok önemli olduğunu bilmeliyiz.

***

ALLAH SANA RAHMET ETSİN NURETTİN AMCA

Bundan tam 40 yıl önce Küçükbalıklı köydü.

Hemen yukarıda bulunan Yeşilova ve Kemerçeşme çiçeği burnunda mahalle.

Buraların her sokağında, köşe başındaki çeşmelerden, kurnalardan, artezyenlerden buz gibi sular akardı.

Annemle, bahçelerin patika yollarından; kavak ağaçlarının, mısır tarlaların arasından geçerek bu mahallelerdeki akrabalarımıza giderdik.

Şimdi hepsi hayal olarak hatıralarda kaldı; çünkü şehir betonlaştı.

Bu semtleri bilenler, tek tük çeşmelere, artezyenlere hâlâ rastlarlar.

İşte onlardan birisi, bu dünyadan göçüp giden iyilik adamı Nurettin Işıldar'ın çeşmesi. Ahirete göçse de hayrıyla, hayratıyla insanlara örnek oluyor.

Bundan tam 60 yıl önce,  arsasında sondaj yaparak çıkardığı suyu, her fani kana kana içmeye devam ediyor.

Küçükbalıklı Mahallesi'nde bulunan çeşmelerden Nurettin Amca'nın kuyusundan çıkan su içiliyor. Damadı Nihat Hanbarcı da kayınpederinin vasiyeti üzerine, arsayı satmayarak hayır işlemeye, bu dünyaya iyilik adına imza atmaya devam ediyor.

Su gibi aziz olasınız!

***

BİR SÖZ

Bir kadının konuşmasından değil, susmasından korkulur... Çünkü susan her kadının içinde dikkatle çalışan bir kum saati işler.

Sibel Eraslan