Bardakoğlu ve Züccaciye dükkanı

Bilal Kayaaltı 01 Haziran 2017 Perşembe, 08:58

Aklımızın yağmalanmaması için kimselere kiraya vermemek gerekiyor.

Aynı zamanda; sadece inançlı olmak yetmediği gibi inandırıcı olmanın önemini kavramak lazım.

Geçtiğimiz akşam BUSİAD'ın geleneksel hale gelen "Çekirge Toplantılarının" konuğu eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dk. Ali Bardakoğlu oldu.

İslam dünyasında yaşanan travmadan bahsetti, ötekileştirmeleri kendilerine şiar edinenlerin kin ve nefret inşa etmelerinin insanlığı çürüttüğünü söyledi.

Eline mikrofonu alan, ekran karşısına çıkanların Allah'ın dinini saklayarak, kendilerine göre bir din icat ettiklerine üzülerek şahit oluyoruz.

Bu adımı atanlara tetikçi demek bile onlara ödül olur.

Ali hocanın söylediklerine dönersek.

Ramazan, sükûnet ve hoşgörünün başlangıcı, içe dönüşün ve muhasebe yapmanın limanı olduğuna dikkat çekti.

Hoşgörüden bahsedenlerin bu sihirli cümlenin içini boşalttıklarını; bir birine öfke kusan, öldüren, tekmeleyen insanlar meydana getirdiğini söyledi.

Dert aynı, üzüntü de aynı.

Mutlu olan az, üzülenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Toplum freni patlamış kamyon gibi. Bayır aşağı son sürat yuvarlanıyor, önüne ne geçerse yıkıyor, kırıyor; velhasıl yok ediyor.

Tıpkı züccayi dükkanına giren fil gibi!

***

Bardakoğlu, Allah'la barışık olmak, Rabbimizle sağlıklı ilişkiler kurmak zorunda olmamız gerektiğine işaret etti.

Yaratıcımız yarattığı kullarını dünyaya halife olarak gönderdiğini; yani bizlere iyiliği yaymayı, kötülüklere karşı da duvar olmayı emrediyor.

Şimdi bu iyilik duvarları yıkılıyor. Yeniden duvar inşa etmek şöyle dursun, kin duvarları her alanda ışıldıyor!

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Çekirge toplantısında ezberleri bozmakla birlikte, birilerinin değirmenine su taşımayan ifadeleriyle dikkat çekti.

Bardakoğlu, "Allah bizim hakkımızı yazı tura atarak vermeyecek. Rabbimiz adaletlidir. O bizden şükür ve teşekkür bekliyor. Allah'ı çok sevmek; ahlaklı olmaktan, dürüst olmaktan, kimsenin hakkını gasp etmeyip, kötülük yapmamaktan" geçtiğini söyledi.

Başka ne dedi Ali hoca, İslam'ın 14 asırlık serüveninde çok seslilik olduğunu, toleransın inşa edildiğini, günümüzde ise Müslümanların bir birini tekfir ettiğini, "eğer böyle devam ederse evde kimse kalmayacak" dedi.

Korkunç bir süreçten geçiyoruz.

Musibeti ve belayı Allah vermiyor, insanın icat ettiği bir şey. Kısacası kötülük insanın imalatı.

Aklıma Hz. Mevlana'nın şu vecih sözleri geldi:

-Kula bela gelmez Hak yazmadıkça,Hak bela yazmaz kul azmadıkça.

-Hak kulundan intikamını yine kul eliyle alır, bilmeyen bunu kul yaptı sanır.

Onun için bu işten acilen vaaz geçilmesi gerekiyor.

Acilen, Osmanlının hoş görüsü ve kuşatıcılığı imal ve inşa edilmesi gerekiyor.

BUSİAD Başkanı Günal Baylan ve ekibine boş işlerle uğraşmadıkları ve Bursa'dan tüm ülkeye ışık saçan adımlarından dolayı teşekkür ediyorum.