Arıları kovmak için ağaç yakan sapıklar

Bilal Kayaaltı 12 Mart 2019 Salı, 07:01

İnsanoğlu zıvanadan çıkınca,  utancın, rezilliğin, kepazeliğin kapısını aralıyor.

Son yıllarda...

Daha medeni, daha kibar, ön yargıların cenderesinden kurtulanların yerini; yargısız infaz yapanlar, iftira atanlar, kedi köpeğe eziyet edenler, annesini öldürenler, tren raylarını kesip çalanlar, çocuklara tecavüz edenler adeta mantar gibi çoğalmaya başladı.

Her Allah'ın günü başka bir utancı, başka bir rezilliği duyuyor, şahit oluyoruz.

Orta Çağ'da delileri yani, psikolojileri bozulan insanları, dinden dönenleri yakan alçakları duymuşsunuzdur.

Aradan neredeyse 6 asır geçti ama...

Batılılara sapık diyenler, tarikat şeyhinin mezarında hoplayıp zıplamaya devam ediyorlar. Başların Allah'a eğileceğini bildikleri halde, fanilerin önünde eğilip, bükülüyorlar!

'Badeci Hoca' diye bilinen aşağılık herifi hatırlayanınız vardır,  onun sapıklıklarını savunan müritlerinin savunmalarını da okumuşsunuzdur.

Veya...

Apartmanın 15'inci katındaki daireyi, esrar imalathanesine çeviren üniversite öğrencisinin polise,   'uyuşturucu müptelasıyım, kendim içiyorum, satmıyorum' diye ifade vermesinin üzerinden daha bir hafta geçmedi.

***

Dedik ya zıvanadan çıkıldı diye.

İznik'te Orta Çağ'da yaşananları işitmiş, Roma ve Osmanlı dönemine şahitlik etmiş servi ağacını arılar yuva yaptı gerekçesiyle dalları hızarla kesilip, gövdesi yakıldı.

Bu nasıl bir vicdansızlıktır, arıları kovmak için ağacı yakmak, dallarını kesmek.

Benim bildiğim sadece ölüden ve deliden hüküm kalkar. Asırlık ağacı katledenler bulunup gereği yapılması gerekiyor.

İnanın Mekke müşriklerinin bile aklına gelmeyen fırıldaklıklara şahit oluyor, kan donduran hadiseleri, rezillikleri izliyoruz.

Vicdan karardığında, merhamet perdesi kapanıp, alçaklığın penceresi açıldığına bir kere daha şahidiz.

Ah neredesin saf ve temiz yürek, hesapsız hizmet eden beden?

Ne yazık ki...

Betonlaşmasına göz yumulan kalpler, şehirleri, sokakları, caddeleri yaşanmaz hale getiriyor, her şey orta yerde! İster utanarak bak, isterse göbek atarak. Artık nefret körüklemeyi bırakıp, medeniyet kodlarına geri dönmeyi denesek çok iyi olacak.

Seneler önce.

Necip Fazıl'ın Muhasebe şiirinde işaret ettiği gibi; "Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem! Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem, Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları, Alt kat: Kız kardeşimin (Tamtam) da çığlıkları."

İşte böyle, zavallı bir döngünün içinde kısılıp kaldık.

Böyle olunca da, kendi elimizle kendi cehennemimizi hazırlıyoruz, haberiniz olsun.

***

AŞKIN'LARIN BABA ACISI

Baba acısını bilen ve tadanlardanım.

O gidince, insan kendisini boşlukta hissediyor, bocalıyor, ne yapacağını şaşırıyor.

Kısacası 'gerçek öksüz' oluyorsun.

Geçtiğimiz akşam acı bir haber aldım. Mücadele adamları, münevver kardeşler Prof. Dr. Rüstem Aşkın, ikizi Şensal ve Yusufyüzlüler Dernek Başkanı Avukat Veysel Aşkın, babaları Mustafa Amca'yı kaybettiler.

90 yaşındaki koca çınarın, bir süredir yaşlılığa bağlı sağlık sorunları yaşadığını biliyorduk.

Dün, kalabalığın sığmadığı Küçükbalıklı'daki Merkez Cami, tarihi bir güne şahitlik yaptı. Kılınan ikindi namazının ardından, Aşkın'lar babalarını sonsuzluğun sahibine uğurladılar.

Bir kez daha Aşkın ailesine başsağlığı diliyorum.

Allah rahmet etsin.

***

GALATASARAY'I YENMEK ZORUNDAYIZ

Ne diyelim.

Ankaragücü karşısında alınan bir puan mağlubiyetten iyidir.

Bu sezon 'birer birer' eriyoruz.

O yüzden kardeşten alınan puan, yüzümüzü güldürmedi.

Nasıl gülelim ki, bu hafta sonu İstanbul temsilcisi, şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray'la oynuyoruz.

Gücümüz, kalibremiz belli.

Ama.

Sarı kırmızılıları yenmekten başka çaremiz yok.

Göztepe'nin 27, bizim 28 puanımız var, mağlubiyet bizi ateş hattına tekrar sürükleyecek.

Ve Bursaspor içinden çıkılmaz bir girdabın içine girecek.

***

BİR SÖZ

Birbirine asgari düzeyde de olsa güvenen bir toplum olamadıkça da bir olamayız, iri olamayız, diri olamayız. Hep birlikte Türkiye hiç olamayız.

Yıldıray  Oğur