Abdal platosu, Karagöz ve Hacivat

Bilal Kayaaltı 10 Temmuz 2018 Salı, 06:38

Bursa'mızın o kadar çok değeri, o kadar çok markası var ki başka illerle yarışa girsek hepsi geride kalır.

Ancak,  bazı kıymetlerimizle ilgili gereken refleksi, özveriyi gösteremiyoruz.

Hâlbuki azıcık aidiyet duygusunu kabartmış olsak, azıcık heyecanlansak hayal bile edemeyeceğimiz ekonomik büyüme ve turizm patlamasıyla karşılaşacağız.

Yıllar önce köhnemiş durumdayken, Büyükşehir Belediye eski Belediye Başkanı Recep Altepe'nin dokunuşları sayesinde acayip bir atmosfere kavuşan Abdal platosu, etrafında bulunan simit fırınları ve çay ocakları ile şehrimizin kültürel zenginlikleri arasında yer alıyor.

Ancak, Abdal platosunun daha fazla değer kazanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Nasıl mı?

Bu yerleşkedeki simit fırınlarında pişen Bursa'nın markası tahinli pide ve simidin lezzetini sadece yerli turistler değil, dünyanın farklı ülkelerinden gelen misafirlere de tattırabilecek olanaklarımız var.

Mesela, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş veya Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Abdal için küçük ama bir o kadarda anlamlı adım atabilirler.

Burada gün boyu Hacivat ve Karagöz kostümü giyen, işinin ehli kişiler, küçük tahta masaların etrafında oturup, çay eşliğinde tahinli pidenin lezzetine varanların, keyifli dakikalar geçirmelerini sağlayabilirler.

Mesela...

24 Haziran seçim sürecinde Abdal platosuna uğrayan AK Parti'nin çiçeği burnunda milletvekili Dr. Mustafa Esgin, burasının turist akınına uğraması gerektiğini,  bölgeye renk katan, "Çaycı İsmail abi" diye hitap edilen İsmail Şeherli'ye söylemişti.

Karagöz ve Hacivat meselesine dönecek olursak,

Bursa'mızın bu iki değeri, Abdal'a gelen misafirlere sadece 'hoş geldin' dese, belirli saatler içinde mizahi gösteriler yapsa, inanın Abdal platosu küresel üne kavuşur.

Kazanan tabi ki Bursa olur.

***

ÇAYCI İSMAİL

Sizlere burada çay ocağı işleten, yaptığı çayın lezzetine güler yüzünü ve muhabbetini katan çaycı İsmail ağabeyden örnek vermek istiyorum.

Çaycı İsmail Şeherli, müşterileriyle bizzat kendisi ilgileniyor.

Nasıl mı?

Gelin "Çaycı İsmail" ağabeyin anlattıklarını birlikte okuyalım...

"Burası Bursa'nın değeri. Abdal'a Türkiye'nin farklı illerinden misafirler geliyor. Tahinli pide ve simit yiyor, bizim çayımızı yudumluyorlar.

Tahta masalarımızın etrafında oturanlar bizim için çok özel insanlar. Çünkü onlar Bursa'nın kültürel hazinesini ziyaret ediyorlar. Bizim yapmamız gereken tek şey, turistlerin aklında doğru algılar bırakmak, buradan memnun ayrılmalarını sağlamak. Onun için masalarda oturanlara tek tek hal hatır soruyorum, hoş geldiniz diyorum. Sadece bu dokunuşu yapıyorum. İşlerimiz çok yoğun olduğu için bazen bazı misafirlerimize hoş geldiniz demeyi unutunca, bize uğramadınız İsmail bey diyorlar. İşte biz burada böyle sevgi tohumları ekiyoruz. Bu adımı atmamdaki tek gaye Bursa'mıza daha çok turist gelmesidir. Ne diyor BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Bursa büyürse, Türkiye büyür."

Evet, şehrimizi yöneten, kültürel hizmet getirenler, Abdal için Karagöz ve Hacivat adımını atsın.

Atsınlar ki, Abdal platosu ve tahinli pideyi dünya tanısın.

Tıpkı, Meksika'nın acı biberini, İsviçre'nin peynirini, İtalyanların makarnasını ve Belçika'nın çikolatasını tanıdığı gibi.

***

BİR SÖZ

Ağlamak, anlatamadıklarımızın zekatıdır.

Cahit Zarifoğlu