Misafir davranışlar

Betül Karaca 26 Mayıs 2018 Cumartesi, 04:15

Bu hafta köşemizde çocuk ve istenmeyen davranışları konu olarak alalım istedim. İstenmeyen davranış dediğimizde hepimizin zihnine farklı davranışlar gelebilir. Örneğin bir anne için çocuğun yemek yerken üzerine dökmesi istenmeyen'ken , diğeri için problem değildir. Bir anne için çocuğunun burnunu karıştırması utanılacak bir şey iken, diğeri için çocuksu bir harekettir. Fark edelim ki istenmeyen davranışların ne olduğunu biz yetişkinler bile tam olarak bilemeyiz. Toplumsal öğretiler, görgü kuralları az-çok hatları belirlese de ,karşınızdaki bireyde oluşturacağı tepkiyi ancak yaşayarak ya da konuşarak öğrenebiliriz.

Çocuk konuşmaya başladığı anda anne-babasına şöyle bir soru sorsun : bende özellikle görmek istemediğiniz davranışlar nelerdir? Bunları belirtin ona göre yapmamaya dikkat edeceğim.  Keşke böyle bir şey mümkün olsa da çocuklar yetişkine maruz kalmaktan kurtulmuş olsalar. Maalesef ki çocuklar bu soruyu sorabilecek farkındalığa sahip değiller, nitekim bazen  yetişkin bile karşısındaki kişiye bu soruyu direk soracak iletişim ya da farkındalık becerisine sahip olmayabiliyor.

Yaşayarak öğrenmek çocukluğun şanındandır. Çocuk çevresinde bir model görür ya da dikkat çekmek için bir davranış ya da bir söylev geliştirir. İşte bu kısmı tam bir mayın tarlasına benzetiyorum. Değişik bir davranış ya da söylev çocuğun hayatına misafirdir. Bunu yapar ve etrafı izlemeye başlar. Bu yenilik ebeveyn için aşırı istenmeyen bir davranış ise ebeveyn ilk tepkisini yüksek gösterir. Ve çocuk cebine bu davranışı atar. Eğer yardıma ihtiyacı var ise dikkat çekmek istiyor ise bunu kullanmaya arttırmaya başlar. Eğer o anda sadece denemek için piyasaya sürdüyse o zaman tekrarlamayabilir ta ki bir ihtiyacı olana kadar.

Çocuk kelimeleri ve duyguları doğru eşleştirebilecek tecrübeye sahip olamadığı için kendisini ifade etmekte zorlanır. Kendisini ifade etmek için oyun kanalını kullanır. İhtiyacı oyun kanalıyla giderildiyse fazlasına gerek duymayabilir. Ama istediği mesajı yetkililere ulaştıramadıysa ağlama, rutinlerde zorluk çıkarma, istenmeyen davranışlar sergileme, ya da problem davranışlarla(parmak emme, tırnak yeme,alt ıslatma vb.) kendisini ifade etmeye çalışır. Her koşulda çocuğun yetişkine ulaştırmak istediği bir mesaj vardır :ben iyi değilim, yardıma ihtiyacım var.

Çocuğun dünyasına misafir olan davranışlar ya da kelimeler yetişkinin müdahalesi ile kalıcı ya da geçici hale gelir. Eğer çocuk bu misafir davranış ya da söz ile yetişkinin dikkatini (olumsuz olsa da) çektiğini fark ederse ,imdat çekicini daha hızlı çekmeye başlayacaktır. Bu sebeple çocukta sönmesini istediğimiz bir davranış ile ilgili çocuğu uyarmaktan kaçınmalıyız. Çocuğun yanında asla çocuğun olumsuz özelliklerini birisine anlatmamalıyız. Çocuğu etiketlememeliyiz. Çünkü çocuk bu olumsuz davranışından ibaret değildir. Yetişkinler sürekli bu olumsuzluktan bahsediyor ise çocuk bununla var olduğunu, bundan ibaret olduğunu düşünür ve bu davranışı daha çok sergiler.

Çiçek açmadığında,yaprakları solduğunda nasıl çiçeğe değil  ,yerine ve suyuna müdahale ediyorsak ; istenmeyen bir davranış gördüğümüzde de çocuğa direk müdahale etmemeliyiz. Böyle durumlarda çevresel koşullara, o günlerde hayatına, okuluna evdeki durumuna göz atmalıyız. ' Beni sinirlendirmek için yapıyor ' düşüncesinden uzaklaşıp, 'Bunu yapıyorsa bir ihtiyacı olmalı, o ihtiyaç ne olabilir? ' diye düşünmeye gayret etmeliyiz. Çocukta olumsuz bir davranış başladığında doğal bir şekilde olumsuzdan dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışmalı, olumlu davranışlarına ışık yakmalıyız. Terazi gibi düşünün : çocuğun hep olumsuz kefesi konuşuluyor ise o kefe  ağır basacaktır. Hangi tarafın artmasını istiyorsak o tarafa dikkatimizi yöneltmeli, çocuğun bunu fark etmesini sağlamalıyız ki çocuk olumlu ile de ihtiyaçlarının karşılanabildiğini fark etsin.

Çocuklarınızın verdiği mesajları kalbinizle hissedebildiğiniz bir hafta dilerim.