Çocuk ve yas - Betül Karaca - Bursa Hayat Gazetesi

Çocuk ve yas

Betül Karaca 12 Mayıs 2018 Cumartesi, 07:20

Yetişkinler için bile kabullenmesi zor olan ölüm, çocuğun anlamlandırması güç bir başlıktır. Yalom'a göre insanın en temel korkusu ölümdür. Bu sebeple bu konudan kendimizle birlikte çocuklarımızı da uzaklaştırırız fark etmeden. Çocuktan ölümü kaçırmak, konuşmamak, çocukları her an karşılaşabilecekleri bir duruma karşı hazırlıksız ve savunmasız kılar. Bu sebeple kaybedilen bir evcil hayvanda, belki bir öyküde ya da oyunlarında hafif düzeyde çocuğun bu gerçekten haberdar olmasını sağlamak biz yetişkinlerin görevidir.

Çocuklar tekrar eden olaylara alışkın olduklarından ölümü anlamakta güçlük çekebilirler. Sabah kalkmak, okula gitmek, sonra gelmek benzeri rutinlerin dışında bir olaydır ölüm. Gidip de gelmemeyi, ya da gidenin yanında gidememeyi anlayamazlar. Eğer adı doğru şekilde koyulmazsa çocuk hep ölen kişinin yanına gidileceği ya da onun bir gün geri geleceğini düşünür.

Bu sebeple çocuğa ölen kişinin öldüğü, artık evimize gelmeyeceği net bir şekilde söylenmelidir. Ölüm haberi çocuğun en yakın hissettiği kişi tarafından verilmelidir. Ertelenmeden verilmesi önemlidir çünkü çocuk bir şeyleri hisseder ve kaygılanır.Bebeklik ve erken çocukluk döneminde ölümü anlamak zordur, anlayamasa da çocuk kötü bir şey olduğunu yaşantılardan hisseder.Okul öncesi dönemde okulun ilk yıllarında ölümün bütün vücut fonksiyonlarının durduğu anlamına geldiğini anlamaya başlar. Küçük çocuklara kullanılan ölen kişi için ' gitti, uyuyor,' gibi ifadeler çocuğun aklını karıştırır. Bu sebeple ölüm kelimesi özellikle kullanılmalıdır. 'Şimdi sana söyleyeceğim bir şey ve bu üzücü. Bir kaza/ bir hastalık sonucu baban öldü, artık evimize gelmeyecek.' gibi somut açıklamalar çocuğun zihninde ölümün şekillenmesini kolaylaştırır. Ölen kişinin nereye gittiğini mutlaka merak eder çocuklar, sadece ailenin inancına göre 'yıldızlardan bize bakıyor / cennete gitti' ifadesi yetersizdir, çünkü soyuttur. Bunu çocuk seviyesine uygun somutlaştırmak önemlidir. Kelebeğin kozasını bedene, kelebeği ruha benzetmek gibi... Kurulan bu somut paralellik çocuğun kafasında canlandırarak anlamasına yardımcı olur.

Anne veya babanın ölümünden sonra çocuğun kendisine ne olacağı konusunda endişeye kapılması olağandır. Eğer çocuk "şimdi bana kim bakacak?" ya da "bana kim yemek verecek?" gibi sorular sorarsa ona hayatında nelerin değişeceğini ve nelerin aynı kalacağını açıklamak gerekir. Çocukların bilgilendirilmeye, güvence verilmesine ve verdikleri tepkilere anlayış gösterilmesine ihtiyaçları vardır. Onlara, hayatın bir şekilde devam edeceğine ilişkin güvence verilmesi, kendilerini daha rahat hissetmelerine yardımcı olacaktır. Bundan sonra olacaklarla ilgili çocuğa bir tablo çizilmeli.  Biz seninle evimizde yaşamaya devam edeceğiz/okuluna gideceksin/ihtiyaç duyduğunda ben deden amcan dayın ananen vb. hepimiz senin yanında olacağız.

Cenaze defin işlemlerinde çocuğun yaşı önemlidir. Ergenlik döneminden önce naaş gösterilmemelidir, çünkü çocuğun zihindeki son fotoğraf önemlidir. Törenlere katılımı tavsiye ederiz, olaylar zincirini anlayabilmesi için yardımcı olur. 7 yaş sonrası cenaze namazına katılabilir, uzaktan defin işlemini izleyebilir. Eğer çocuk katılmak istemezse hiçbir şekilde zorlanmamalıdır.


Çocuğun bu süreçte en önemli kaygılarından bazıları bundan sonra ne olacak? Sen de ölecek misin? Yalnız mı kalacağım? Ben de ölecek miyim? Vefat eden kişiyle yaptığı şeyleri kiminle yapacak? gibidir. Bu sebeple mümkün olan şekliyle çocuğun düzeni devam etmeli, evden ve okulundan ayrılmamalı, koruma amaçlı ortamdan uzaklaştırılmamalıdır. Tüm soruları sabırla cevaplanmalıdır, yasını yaşamasına izin verilmelidir.

Konuyla ilgili ayrıntılı okuma yapmak isteyenler için Türk Psikologlar Derneği &Unicef ile işbirliğiyle çıkmış olan kitapçığı tavsiye edebilirim. Yas zor bir süreçtir. Çocuğun dünyasında da kabullenilmesi zaman alacaktır. Bu süreçt psikolojik destek alması çocuğun benliği güçlendirerek süreci daha rahat atlatmasını sağlayacaktır.

Mutlu bir hafta dilerim...