Büyümeme izin ver...

Betül Karaca 03 Mart 2018 Cumartesi, 07:11

Genç bir adam doğada gezinirken, kozasından çıkmaya çabalayan bir kelebek görür. Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktadır. Genç adam hemen kelebeğin imdadına koşmak ister ve dikkatlice kozanın liflerini sıyırır, kozayı aralayıp ve kelebeğin fazla çabalamadan kozadan çıkmasını sağlar. Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da, biraz çırpınır ama uçamaz. Genç adam farkında olmadan büyük bir hata yapmıştır. Çünkü kanatlar ancak kozadan çıkma çabalarıyla güçlenir ve uçuşa hazırlanır. Kelebek kendini kurtarma çabalarıyla aslında kaslarını geliştirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri çabalarıyla öğrenmektedir. Yardımsever adam işini kolaylaştırarak kelebeğin güçlenmesine engel olmuştur. Maalesef kelebek kendi başına uçamaz ve özgürlüğü tanıyamaz.

Bu hafta köşemize misafir ettiğimiz konu çocuğun gelişimine izin vermek. Bebek annenin karnında var olmaya başladığı andan itibaren takip ettiği bir gelişim sırası vardır. 'İlk hareket, emme, emekleme, yürüme, konuşma, tuvalet eğitimi...' diye giden yaklaşık olarak belirli zamanlarda çocuk bu aşamaları yaşayarak gelişir. Çocuğun dil, öz bakım, fiziksel, bilişsel ve sosyal duygusal alan olmak üzere beş gelişim alanı vardır. Her alanın bir diğeriyle bağı olduğu gibi, diğer dört alan gelişimindeki başarısı çocuğun sosyal duygusal alanını yakından etkilemektedir. Bireysel farklılıklar olmakla birlikte her yaştan beklenen becerilerin standartları belirlenmiştir. Çocukluk döneminde bu kritik dönemler, çocuğun birey olma yoluna bir nevi hazırlıktır aslında. Zaman geçtikçe kendi ihtiyaçlarını karşılar hale gelen çocuk, bağımsızlaştıkça kendisine güven geliştirir.

Çocuğun fiziksel gelişimini sağlığını ön plana alarak gerekli besin takviyesini yaptığımız gibi, çocuğun ruhsal gelişimini desteklemek adına gereken yerde çocuğa alan açmak, kendi ihtiyaçlarını karşılamasına izin vermek önemlidir. Burada en büyük işaret çocuğun yapabildiği her şeyi kendisinin yapmasıdır. Kaşığı tutabildiği andan itibaren kaşık vermek, yürüyebildiği andan itibaren kısıtlamamak... Ebeveynliğin zor aşamalarından bir tanesi de çocuğun bağımsızlaşmasına doğru destek olmaktır. Korumacı ya da mükemmeliyetçi ebeveyn tutumu burada bizlere engel olmaktadır. Korumacı tutum ile çocuğun zarar görmesinden ya da yorulmasından korkarken, mükemmeliyetçi tutumda da beklenen beceriyi henüz yeterince tecrübesi olmadığı için mükemmel (!) şekilde yapamayan çocuğun elinden almamıza sebep olur. İki tutum da çocuğun dört temel sorusundan bir tanesi olan 'ben yeterli miyim?" sorusuna, 'hayır'  cevabını oluşturur.

Sorumluluk, kişinin kendi davranışlarının veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın farkında olması ve davranışlarının ve durumların sonuçlarını üstlenmesidir. (Glover, 1970). Yaşı geldiği halde yapabildiği halde, ebeveyn çekilmediği için davranışı sergilemeyen çocuklarda sorumluluk duygusunun gelişmesinin de zarar gördüğünü fark ederiz. Bu anlamda çocuğun doğal gelişimini gözlemlemek, uygun yerde gelişimi için alan açmak ebeveynin en temel görevlerinden birisidir. Çocuğun yapabildiği şeyleri önce fark edip, sonra gerekli desteği sunan ebeveyn çocukta bu becerinin kolaylıkla geliştiğini görecektir. Çocuk hangi yaşta hangi alanda hangi beceriyi gerçekleştirebilir? Sorularının cevabı bilmek işimizi kolaylaştıracaktır.

Yapabildiklerini fark ettiğimiz, alan açtığımız çocuk; davranışlarının sonucunu yaşadıkça, gelişen becerilerini kullandıkça kendine güven duyar. Çocuğumuzun büyümesine izin verdiğimiz bir ömür dileklerimle, mutlu haftalar...