Sayın her şey

Atilla Akbaş 04 Ekim 2019 Cuma, 07:30

Ortadoğu'da ezber bozan gelişmeler yaşanıyor. Fakat yapılan kirli hesaplar hiçbir dönem de ümmet adına bu kadar kaygı verici olmamıştı.

Bu coğrafyayı bataklık olmaktan çıkarmanın yolu, bataklık üzerinde pazarlık yapmak olmamalıydı esasında.

İslam âlemi için Ortadoğu dünyanın ortasının doğusu demek değildir. Biz buraları Kâbe merkezli dünyamızın ana coğrafyası olarak görürüz. İşte bu yüzden alınan ve alınacak menfi kararlar sadece Arabistan yarımadasının tekelinden değil, tüm İslam coğrafyasının bileşeninden çıkmalıdır.

Yıllık petrol ihracatı 200 milyar USD civarında olan ve dünyanın en zengin 24. ülkesi olan Suudi Arabistan'ın 27 milyonluk nüfusunun 6 milyonu yoksulluk sınırında, nüfusun yüzde 30'u gecekondularda, halkın yüzde 37'si ise kiralarda yaşamaktadır.

Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ise kendi adına yakışır (!) marifetlerine bir yenisini daha ekleyerek ümmeti şaşırtmaya ve kızdırmaya devam ediyor.

PRENS SELMANIN AYKIRI KİŞİLİĞİ

500 milyar USD'lik mega kent projesi ile başlayan Ilımlı İslam hareketi, Medine için tasarlanan kilise planından sonra şimdi de kutsal toprakların Avrupalı İsevi turistlere açılarak turizmle dejenere edileceği ilan edildi.

Olmaması gereken oldu.

Kaş yapayım derken göz çıkardı Mr. Everything.

Yani  "Sayın Herşey"

Zaten, zat-ı muhteremin yurt dışındaki lakabı da budur. Böyle anılır.

Suudi Arabistan petrole dayalı ekonomisini çeşitlendirmek için 2030 yılı hedefi koymuştu kendine. Baştan aşağı İslami düzene hizmet etmeyecek kandırmacalar bildirgesi adeta. Bu ajanda Müslüman âlemini gururlandırmayacak cinsten. Kendisi; potansiyel tehlike olarak gördüğü farklı mizaçları harcamakla ünlüdür. A.B.D ve A.B'ye şirin görünmek adına bilerek yanlış yollara direksiyon kırmak vazifesidir. Üstünde çalıştığı planlar ümmeti memnun etmez. Geleceği de köreltir. Köleleştirir. Yanlıştan dönerek birleştirici rol modellere soyunması beklenir kendinden ama onun siyasi karakteri haklının değil güçlünün yanında olmayı emreder benliğine. Kendini güncellemek batılılaşmak gibi bir derdi var şu sıralar.

İSLAMİ DEĞERLER GÖZETİLMEDEN OLMAZ

Yalnız, o coğrafi yapıya bu düşündükleri uymaz. Sırıtır.

Bölge zaten sosyal, siyasi ve ekonomik açıdan son derece kırılgan.

Bir kere Suudi Arabistan gibi bir devletin ekonomiyi geliştirme adına sahip olduğu bir alt yapısı yok. Ülkede eğitim çok zayıf, mesleki yeterlilik eksik, esnaf ise yetiştirilemiyor. Bu anlamda birçok hizmet işini Türkler, Pakistanlılar ve Müslüman Hintliler yapıyor. Bunlara ilaveten iklim koşulları da elverişli değil.

55 derece sıcaklıkta hangi sektöre gireceksiniz.

Sadece yenilenebilir enerjiyle, 10 bin megavat güneş enerjisi oluşturmakla o ülkeyi dönüştüremezsiniz.

Yaptım oldu mantığı ile kutsal toprakların manevi yıkıma açık bir siyasal çizgide yol alması, gelecek nesli de törpüler.

Topla tüfekle değil, küçülen dünyada evimize kadar giren dejenerasyonun keskin dişleriyle. Allah'ın evi Beytullah'ın olduğu yerde bu düşünce kirliliği niye?

Petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık ve rafinerinin hedef haline gelmesi Suudi Arabistan ekonomisini önemli ölçüde sınadı. Petrol ihracatları yarı yarıya düştü. Yatırım programları rafa kaldırıldı. Ülkenin petrole dayalı bir ekonomide yol alması anlaşılabilir bir durum. Dünya petrol ve kömürden yenilenebilir enerji ve doğalgaza dümen kırdı. A.B.D kaya gazı ve petrolüne önemli yatırımlar yaptı. Bu yatırımların kârlı olması için petrol fiyatlarının yükselmesi Houston merkezli enerji patronlarının işine gelir. Düşüş ise Suudileri rahatsız ediyor işte tam bu noktada Prens "Sayın Her şey" kendine orta vadede yeni bir büyüme şekli seçti. Neydi bu? Bacasız fabrika turizm.  Olur mu dersiniz? Taşıma su ile değirmen ne kadar dönerse ancak o kadar olur.

İslami kültürü gözetmeden çalınan maya çöl sıcaklarında ekşir.

Hazmedilmez, yenmez.

Cilalı düşlerle kurgulanmış eli kanlı bir senaristin ilk filmi değil bu.