Savunma sanayileri

Atilla Akbaş 14 Şubat 2020 Cuma, 06:00

Rusya gerçekten olağan üstü bir kuvvet midir?

Yoksa perde arkasını iyi oynayan bir hikâye derleyicisi mi?

Zor bir soru.

Fakat ortalama bir yanıt bulmak mümkün olsa gerek.

Asıl konu "Nükleer Silahlar" başlığında düğümleniyor.

Devasa bir nükleer silah envanterine sahip Gri Kardinal Putin'in Büyük Rus Ayısından bahsediyorum.

Nükleer silaha sahip olmak, diplomatik açıdan bile önemli bir kozdur.

Tam bir cesaret kırdırma işlemidir.

Kullanılmasına gerek bile yoktur.

Başlı başına belâ savardır.

Fakat Rus ordusunun bu teknolojik üstünlüğünün ardına gizlediği zayıf noktası olan insan gücü manevra kabiliyeti, henüz istenilen seviyelere ulaşamamıştır.

Kalabalık ülkelerde olduğu gibi, biraz da "yoğunluklu insan" stratejisine dayanarak varlık gösteren kuvvet niteliğindedir.

Ancak rakamları ve realiteleri incelediğimiz dekarşımıza çıkan gerçek şu dur ki;

Rusya, NATO ile karşılaştırılamaz.

Rusya'nın derin gücü; diplomatik siyasi gelişmeleri, çatışmaları, boşlukları önceden plânlanmış ve beklenmedik gelişmelere anında tepki verebilen stratejisi sayesinde iyi manipüle ederek kâr sağlama yeteneğidir.

Bu askeri strateji her devletin kolay sahip olamayacağı bir karakterdir.

Yine de Gürcistan işgali sırasındabirlikler arasındaki iletişimin cep telefonu ile sağlamış bir yapıdan bahsettiğimizin altını çizmek isterim.

Rusya, son yıllarda profesyonel ordu ünitelerinin oranını arttırmaya, askere alınan acemi erlerin sayısınıise azaltmaya çalışıyor.

Bu sebeptendir ki, Rusya, aktif çatışma bölgelerine özel birliklerini yolluyor, dünya önünde,arz-ı endam sergileyeceği zaman ise, en iyi birimlerini kullanıyor.

Unutulmamalıdır ki, Rusya asla göründüğü kadar güçlü değildir. Rusya asla göründüğü kadar zayıfta değildir.

Devlet Başkanı Putin, yaptığı bir açıklama da; "Hedefim Rusya'nın güçlü ve başarılı olması. Elimde olsa Sovyetler Birliği'nin dağılmasını önlerdim" demiştir.

Ama Sovyetler yıkıldıktan sonra ki Rusya'ya baktığımızda tüm lobileri, locaları, diasporası A.B.D'de de olan Ermenistan'ı  terbiye edip, A.B.D'nin gözünün içine baka baka Gürcistan'a girip Güney Osetya'yı alması, tüm dünyanın karşı çıkmasına rağmen Kırımı ilhak edip, Ukrayna'da gövde gösterisi yapması, bu stratejiyi iyi yönettiğinin göstergesiydi.

Suriye üzerinden giriştiği Akdeniz yayılımına ise değinmeye hiç gerek yok.

Rusya'nın hâkim süper güç olması için belki de daha kırk fırın ekmek yemesi lazım,ama ortada şöyle de bir gerçek var.

Tüm Avrupa ülkelerini ve okyanus ötesini tek başına stratejik hamlelerle yani akıl oyunlarıyla alt etmesini bildi.  Bu, S.S.C.B sonrası çeyrek asırlık bir yapılanma için kolay bir atraksiyon olmasa gerek.

Yeri gelmişken, kısa geçmişe ait kesin olmayan bir karşılaştırmayı da bilgilerinize sunmak isterim.

Bu, dar alan da bir A.B.D-Rusya karşılaştırmasıdır.

Güvenilirliği kişilere göre tartışmaya açık olsa da, eski bir Rus Volgo Balt gemicilik bandırasından tarafıma aktarılmış bir söyleşi bilgisidir.

Bir değerlendirme yapalım ve teknolojide tavan yapan Rus savunma gücünü azılı rakibiyle karşılaştıralım:

Şöyle ki;

*Rusya'nın 21 füze denizaltısına karşın A.B.D'de bu sayı 18

*Rusya'nın 73 nükleer denizaltısı var. A.B.D'nin ise 72

* Rusya'nın 560 balistik füzesine karşın A.B.D'denin 500'e yakın.

* Rusya'nın 23 000 tankı var. A.B.D'nin ise 8200

* Rusya'nın elinde 44 megaton gücünde bomba var. A.B.D' ise 11 megaton.

* Rusya'da daha çok nükleer başlık olduğu en açık kesin bilgi zaten.

* Rusya'nın Petrol rezervleri 8-9 yıl devam edecek çok ağır bir savaşı kaldırabilir,

   A.B.D ise taş çatlasa 1,5 yıllık bir stoğa sahip.

* A.B.D'nin elinde 2800 savaş uçağı varken, Rusya'da bu sayı 2200 kadar.

* A.B.D'nin elinde 11 tane dev uçak gemisi varken, Rusya'da ise sadece 1.

*  A.B.D'nin destroyer ve fırkateyn sayısı Rusya'dan daha fazla.

* A.B.D askeri yapılanmaya yılda 550.000.000.000 USD harcarken, Rusya ise,

   50.000.000.000 usd seviyelerinde.

Rusya coğrafyası göz önüne alındığında savunulacak çok fazla toprak olduğu için, bu envanter belki de yetmeyecek bile.

Ancak sayısal üstünlüğün savaş kazandırdığı yıllar çok gerilerde kaldı.

A.B.D'nin sağlam hava gücüne karşılık, Rusya'nın Apache tanklarını atlamayalım.

1 Apache, 10 tankın imhası demek oluyor.

Tanklardan bahsederken A.B.D'nin 1 Abrams tankı bir depo yakıtla 465 KM civarı yol yaparken, Rus tanklarında bu oran 700 KM civarlarında oynuyor.

Ayrıca olası bir savaşta A.B.D tankları Rusya iklimine ayak nasıl uydurur orası da bir muamma. O iklim şartlarında geniş palet tercihi akla daha yakın gibi. A.B.D tankları ağır ve zor üretilen bir sanayi ürünü. Kıyaslama yapmak gerekirse T-90 46 ton, 1 Abrams 65 ton civarıdır.

Hızları ise 60-75 km/h arazi yapısına göre.

Süper güçlerde durum aşağı yukarı böyle şekillenirken Türkiye olarak sahada olduğumuz Ortadoğu coğrafyasında ülkemiz kendi envanterinden ürettikleriyle mücadele ediyor.

Ülkemizkarar alıcılarının savunma gücümüze yönelik yaptığı yatırımlar, 2023 hedefleri doğrultusunda etkin bir ivme yakalamış durum da.

Çeyrek asırda toparlanan Rusya bu anlam da kesinlikle ciddi bir örnek teşkil ediyor.

Ülkemiz yıllarca batının silah ambargolarını bertaraf etmek zorunda kaldı. Parasıyla satın almak isteği mühimmatlar için öne sürülen engellerin sonu gelmek bilmedi. Politikalar çatıştığında silah satışları için önümüze her zaman ağır bilançolar konuldu.

Ama sonunda olan oldu ve "kötü komşu hacet sahibi yaptı".

Türkiye'nin bugün savunma sanayii ihracatı 3 milyar USD'a ulaştı.

Kendi yerli savaş gemimizi ve uçağımızı üretir hale geldik.

Bu çok özel bir durum.

Ordunuz ne kadar güçlüyse aynı paralellikte ülkenizde güçlü demektir.

Artık çok başka bir Türkiye profiline sahibiz.

Türkiye'm birlik olduğunda hedef mi dayanırsanıyorsunuz?

Devamlı olarak okyanus aşırı ticaret piyasasında Türk Bandırasını gezdiren bir Armatör İşletmecisi olarak rahatlıkla diyebilirim ki; tüm dünya Türkiye'nin farkında.

Ve emin olun ki Türkiye Türkiye'den büyük.

Bazen yaşadığım ülkeye dışarıdan bir çift gözle bakmak kendimi daha iyi hissettiriyor.