Ortadoğu'nun şerifi

Atilla Akbaş 29 Ocak 2021 Cuma, 07:30

Amerika'nın en yaşlı ve ikinci katolik başkanı Joe Biden, tecrübesi ve söylemleriyle örtüşmeyen ilk hamlesini Ortadoğu'ya yaptı.

IŞİD ile Mücadele (!) Özel Temsilcisi Brett McGurk'u yeniden Ortadoğu ve Kuzey Afrika koordinatörlüğünün başına getirerek coğrafyayı adeta yeniden ateşe attı.  

McGurk 2018 sonunda Trump'un Suriye'nin kuzeyinden asker çekme kararına tepki olarak istifa etmişti.

Bu terör sevicisi görev yaptığı süre boyunca Rojova'da Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ve Peşmerge ile yakın ilişkiler kurmuş, eli silahlı haydutlardan plaket dahi almıştı. Kendisi Türkiye aleyhine çalışan mevcut kürt koridorunun da mimarlarındandır.  

Ortadoğu'da neredeyse her yerde o görev senin bu görev benim demeden dağ tepe koşturup sözde yargı dağıtan bu azılı katil, yıllara dayanan Colombia Üniversitesi Hukuk mezuniyetinden sonra bir dönem avukatlık yapsa da; ani bir kararla kariyerinin yönünü diplomasiye çevirdi.

İlk icraatı(!) ise Bağdat büyükelçisi John Negroponte'ye Irak Anayasa'sını yazarken danışmanlık yaparak göstermiştir. Mezhep liderlerinin dağılımıyla yönetilen Irak'ın, yıllardır istikrarı neden yakalayamadığının yanıtı ise, bu sözde kanun yazıcısının marifetinde yatıyor. 

Kendisi bir yandan kaos oluşturup, diğer yandan çözüm üretiyormuş gibi yapmakta ustadır. Siyasi aklının gizli müzakerelerdeki başarısı; Arapça ve Farsçaya olan hâkimiyetinde de kaynaklanmaktadır.

McGurk Ortadoğu'da olduğu sürece her yılanın deliğine çomağı sokacak, PKK'ya her türlü maddi ve manevi desteği verecek, belki de adı sanı duyulmayan terör gruplarını da geliştirip büyütecektir. Bu eli kanlı akıl hastası El Kaide ve Işid bahanesiyle PKK'yı devlet haline getirmek için programlanmış bir makinedir.

Üstelik sadece sahada etkin değil. İstifasından sonra gerek Twitter'da gerekse, en önemli uluslararası dergilerden Foreign Affairs'te Suriye ve Irak stratejileriyle alakalı makaleler kaleme alarak algı oluşturmaya çalıştırdığını hatırlıyorum. Üstelik Pentagonun tüm yalanlamalarına rağmen.

McGurk Terör Gruplarıyla mücadele adı altında Musul'dan Rakka ve Ayn el Arab'a kadar 10 000'lerce sivilin hava bombardımanı ile öldürülmesini sağlamış, kalanları da göçe zorlanmış bir hayduttur. Amacı nüfusu çok göstererek kütük değiştirme sahtekârlığıyla bölgede ki kürt varlığını üstün kılmak.

Trump kendi döneminde Suriye ve Afganistan için aldığı çekilme kararıyla Birleşik Devletler dış politikasında etkin olmak isteyen askeriyeyi bir ölçüde pasifize etmişti ama, gelen yeni hükümet şimdi bu kuklaları devreye soktu.

Türkiye'nin oynanan her türlü pis oyunlara karşı geliştirdiği stratejiler ve sınır ötesi operasyonları baskın çıkmasaydı, McGurk gibiler İsrail'in ve Amerikan derin devletinin en büyük kahramanı olarak tarihe geçecekti.

Silahlı Kuvvetlerimizin bölgeye düzenlediği Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları katil terör yapılanmalarının planlarını suya düşürürken, Suriye'nin parçalanması konusunda atılan adımların da önünü kesti.

Asıl anlaşılması gereken konu ise bu coğrafyada bütün bunlar olurken Birleşmiş Milletlerin her şeye karşı olan kayıtsızlığıdır. Tabi ki beraberinde uluslararası hukukun kullanılamaz oluşu. En acı olanıysa bir dönem barışı tesis etmek amacıyla kurulan korumacı çatı birliklerin pasifize edilerek değersizleştirilmeleridir.

Düşünün konvansiyonel silahlarla hayatını kaybeden milyonlar var. Ancak hiçbir batılı devletin gözü kulağı bu çığlıkları görüp işitecek kadar istekli değil. Adaletsizlik, hukuksuzluk, adam sendecilik almış başını gidiyor. Böyle bir ortamda yinelenen son atama McGurk'un yeni çıkmazlara dümen kıracağını anlamak hiç zor değil.

Bu adam derin devletin üstüne titrediği biri. Neredeyse çeyrek asırdır bölgede yemediği halt kalmadı. Herkesin yeri değişti ama bu necis her seferinde daha da güçlenerek geri geldi.  

Bu bağlamda karşı güç olarak bölgedeki ittifak alanımızın daha da genişlemesi gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Rusya ve İran gibi baklalara devamının eklenmesi gerek.

Olmuyorsa da alabildiğine engin demokrasi denizlerinde yüzmemize gerek yok.

Bazen kaçak güreşmek gerekir. Aynı Charles Bronson'un "Yara" filminde olduğu gibi.  Amerika'nın bunu film karelerinde deşifre edeli yarım asır olmuş.

Gerekirse bir savaş filmi de biz çekeriz farklı mekânlarda.

Bu filme uygun karakterler (!) nasılsa hep orda, ortada.