LİBYA ikinci dikta rejimine kapalı (2)

Atilla Akbaş 11 Ocak 2020 Cumartesi, 07:30

Esir olduğu dönemde, dönemin Çad Cumhurbaşkanı Hüseyin Hıbri ile görüşme fırsatı yakaladı.

Görüşmede, Hafter, kendi ülkesinin lideri Muammer Kaddafi'nin  muhaliflerinden  olduğunu, Çad Cumhurbaşkanı'na açıkladı.

Bu, durum hem Hafter'in hem de diğer Libyalı esirlerin salıverilmesinin önünü açtı.

O dönemde Muammer Kaddafi karşıtı siyaset izleyen ABD'nin de desteği ile Çad'da 2000 kişiden oluşan askeri bir birlik kurdu ve Kaddafi'yi devirmeye çalıştı.

Tabi ki yine bir strateji hatası yaptı ve siciline eksi işledi.

Ancak Hafter'in bu çabalarının üzerinden çok geçmemişti ki, yıllardır ABD ile Sovyetler Birliği arasında süregelen soğuk savaş bitti. Çad'da yönetim değişti.

Hafter için sürgün yılları başlıyordu.

Sığınma hakkı tanımasıyla Amerika'ya yerleşen Halife Hafter, istihbarat teşkilatı CIA'in merkezinin bulunduğu Virginia bölgesine 15 dakikalık mesafede ikamet ettirildi. Kısacası ajan olarak kullanıldı. O günden sonra ülke dışında Kaddafi'ye karşı faaliyetlere başladı. 1993 yılında CIA'in desteklediği başarısız darbe girişimini yönettiği gerekçesiyle ülkesinde idam cezasına çarptırıldı.

2011 yılında Kaddafi'ye karşı başlatılan çekişmeye dahil oldu. Kaddafi'nin devrilmesinin ardından ise, vaktinin büyük çoğunluğunu Bingazi'deki evinde geçiriyordu.

O dönemin önemli komutanlarından olan ve her kesimden Libyalının çok sevdiği Abdulfettah Yunus, bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Hafter ise başarısız bir süikast girişimi ile kurtuldu.

Bunun üzerine aniden ülkeyi terk ederek tekrar A.B.D'ye döndü.

2014'te yeniden sahneye çıktı. Televizyondan okuduğu bildiride, Libya'nın siyasi geleceğine dair yeni bir yol haritası açıkladı ve askeri vesayet kurulmasını istedi. Önerisi kabul edilmeyince Tobruk'ta kendi hükümetini ve meclisini kurarak Trablus'taki Birleşmiş Milletler (B.M) tarafından tanınmış Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (U.M.H) karşı savaşmaya başladı.

Çevresindeki aşiretlerden topladığı 60 bin kadar askerle Fizan bölgesini ele geçirdi.

Ülkedeki yönetim boşluğundan faydalanarak her geçen gün kontrolündeki bölgeleri genişletti. Yılbaşında ele geçirdiği güney bölgelerinden sonra geriye sadece başkent Trablus kaldı. En hassas yer olarak tanınan Trablus bölgesi, diplomatik temsilciler ve bağımsız devlet kurumlarının bulunduğu başkent, ülke nüfusunun üçte ikisine ev sahipliği yapan bir metropol.  

YİNE YENİ YENİDEN LİBYA

Şimdi, Türkiye'nin de ağırlığı da olacak bu coğrafya'da. 

DEAŞ'ın 2015'te varlığını hissettirdiği ülkede, örgüte bağlı teröristler Kaddafi'nin doğum yeri olan Sirte kentini ele geçirmişti. Ancak Türkiye'nin de desteklediği Misratalı güçler, DEAŞ'ı aynı yıl içinde bitirdi.

Daha sonra Hafter, kendi güçlerine 2000 kişilik Rus Wagnerlerini ve Sudanlı çetecileri katmak için anlaştı.

İngiliz TheGuardian Gazetesinin haberine göre Sudan'dan yeni bir paralı asker dalgası Libya'ya ulaşmış. Bu durumun taraflar arasındaki güç dengesini sarsacağı ve uluslararası bir savaşa kapı aralayacağı belirtiliyor. Hâli hazırda Libya'da şuan 3000 Sudanlı milis var. Bu milislerin pek çoğu Sudan'da devrik lider Ömer El Beşir rejimine karşı savaşanDarfurkatliamı katilleri (Janjaweed)Cancavid milisleri.  

Hafter şimdilik Güney Libya'da konuşlandırdığı Sudanlı 3000 çeteciye adam başı günlük 20 usd vermeyi taahhüt etmiş.   

Libya halkı ikinci dikta rejim istemediği için yüz vermediği bu CIA ajanının atraksiyonlarından yorulsa da, bu hadsizin iktidar sevdası tükenmedi.

Yıllardır aldığı yenilgilere rağmen üstündeki üniformadan utanmayan bu hırs abidesinin âkibeti tek bir kurşuna bakar.  

Paralı askerlerle yola çıkan Kaddafi'de aynı yanılgıdaydı oradan biliyorum.