Çift başlı Libya'da siyasetin kirli döngüsü

Atilla Akbaş 09 Ağustos 2019 Cuma, 07:00

Kaddafi döneminin kendine yeten Libya'sı bugün artık yerini meydanı boş bulan bazı irili ufaklı silahlı grupların cirit attığı, çift başlı bir yönetim anlayışının hakim olduğu zor bir döneme bıraktı.

Kimlikleri halen belirsizliklerini koruyan eli silahlı bu iki grup tarafından bölünen ülke, iki parlamento ve iki hükümetin ortaya çıkmasıyla siyaseten de bölünmüş oldu.

Günümüzün böl, parçala, yönet anlayışıyla ne kadar da bir paralellik içeriyor değil mi bu yaşananlar?

Milletler bazında incelediğimizde, Trablus merkezli ''Ulusal Mutabakat Hükümeti''ni başta Türkiye olmak üzere, Avrupa Birliği'ndeki pek çok ülke destekliyor.

Diğer tarafta ise, Tobruk merkezli ''Temsilciler Meclisi''ni ise, yine bize her türlü karşıtlıkta sınır tanımayan Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, (B.A.E) Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya destekliyor.

Türkiye neden peki burada sahada olma gereksinimi hissetti?

Orada iş yapan Türk firmalarının alacağı olan 19 milyar dolarlık alacağını garantilemek adına tabi ki.

Peki sadece bumu?

Diğer konu ise, Libya'da hem fikir olduğu müttefik güçleri arkasına alarak Doğu Akdeniz'deki enerji savaşından onlarında desteğiyle galip çıkmak.

Amaç budur. Bekleyip göreceğiz dış siyasetteki etkin gücümüzü.

Bu düelloda karşımızdaki en çetin ceviz, şuan ilişkilerimizin günden güne iyileştiği Rusya olarak düşünülmelidir.

Nedeni ise, Rusya'nın çok önceden bu yana sıcak denizlere inme isteğidir. Rusların çıkar siyasetinin belki de yarısı bu teori üzerine kurulmuştur. Yıllardan beri Suriye ile birlikte Libya'daki yumuşak zemini kolluyor. Destek veriyor çıkarları doğrultusunda. Onlar için petrol ve türevleri birinci önceliklerden değil kesinlikle. Geniş Rus topraklarının verimkarlığınadeyinmeye gerek yok sanırım. Petrolü de var. Doğal gazı çıkıyor. Çarlık döneminin Rusya'sının planlarında bile geçiyor Akdeniz'de etkin söz sahibi olma istekleri.

Libya'daki en önemli kozları ise, subaylık eğitimini eski Rusya'nın ''Kızıl Ordu''sunda almış olan 76 yaşındaki eski Rus hayranı General ''Halife BelkasımHafter''.1969'da Kaddafi'nin Kral İdris'i devirmesine destek veren yaveri.

Bu başarısı nedeniyle Libya'da kendisine zamanında ''Genelkurmay Başkanı'' payesi de verilmiştir. 

Çad ile yaptığı savaşın ardından aldığı yenilgi sonucu esir düştü. Hapisten çıkınca da soluğu Amerika Birleşik Devletleri'nde aldı. Orada bolca istişareler yaptı. Çevresini genişletti. Bazı localara zamanı gelince uygulanmak üzere koltuk sevdası uğruna, belli ki; taahhütlerde bulundu. Bir tarafında Amerika bir tarafında Rusya ortak çıkarlarda birleşildi.  Ve beklenen oldu. Destek geldi.

Şuankikonumu; ''Libya Ulusal Ordusu'' baş komutanı.

Libya'da bir zamanlar başa getirmek uğruna kan döktüğü Kaddafi'nin yıkılışını onaylayan Hafter, bu ülkenin son beş yılına damga vuran en büyük aktör şuan.

Ülkenin doğusundaki Tobruk ve önemli petrol limanlarının hakimiyetini elinde tutuyor. Ama girdiği bu dolambaçlı yolda fazla ilerleyemedi. Bölgedeki terör örgütü DAEŞ ile ortak bir yol haritası belirlemeye çalışıyor. (Tavra bak. Beladan medet ummak) Tavizler vermeye başladı sürekli. Ülkesinin güneş enerjisini sömüren Fransa ile masaya oturdu. Kendisine daha fazla destek olmaları halinde petrol işbirliğiantlaşmasını iktidarında tanıyacağını taahhüt etti. Koşullarını bugünden onayladı.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Türkiye'ye savaş ilan etti. 6 Türk vatandaşını da tutukladı. Türkiye karşı tavır alınca da anında serbest bıraktı.

Kendisinin liderliğinde ancak bir oluşumun olabileceğine inanan bir profil görüyoruz karşımız da. Aynı Esad benzerliğiyle uyuşan bir yapı. Eski model devletçilik anlayışı.

Peki makinadan çıkmışçasına neden sürekli aynı filmi seyreder gibiyiz biz.

Ağa babaları aynı da ondan. Çünkü baronlar böyle istiyor. Yoksa adamımız değilsin.

Kirli yüzleri hep ortada...