Bağdat dönemeci (1)

Atilla Akbaş 29 Kasım 2019 Cuma, 07:30

Irak'ta Başkent Bağdat olmak üzere ülkenin orta ve güney kesimlerinde başlayan halk hareketi ikinci ayını dolduruyor.

Babil, Basra, Meysan, Nasrıye, Necef, Kadisiye ve Kerbelâkentlerinde başlayan hareketlilik sonucu bugüne kadar 350'den fazla kişi hayatını kaybetti.

Ülkedeki göstericilerin büyük çoğunluğunun herhangi bir parti veya liderle bir bağlantısı yok.

Ama gösteriler için genellikle Şiilerin bulunduğu bölgelerin seçilmesi dikkat çekici.

Irak'ın bu hale gelmesinde, ülke siyasetinde mezhepsel projelerin ısrarla devam ettirilmesi rol oynamaktadır. 

Halk mevcut hükümetin istifa etmesinden yana. Bağdat hükümeti ise, göstericilerin istifa çağrılarına karşılık geri adım atmıyor. Mecliste çoğunluğa sahip partiler hükümete 45 günlük süre tanıdıklarını, beklenen reformların hayata geçirilmemesi halinde verilen güvenoyunun geri çekileceği ve erken seçim kararının alınacağını bildirdiler.

Fakat Irak'ta erken seçim için Cumhurbaşkanı Berhem Salih'in Bakanlar Kurulu'ndan gelen parlamentonun feshine ilişkin talebi onaylaması gerekiyor. Aksi halde erken seçim hayal.  Onay olması halinde ise 60 gün için seçim takvimi açık. Gösterilerin asıl amacı Başbakan Abdulmehdi'nin istifa etmesi.

Neden mi?

Çünkü antipati kazandı.

İRAN DERİN DEVLETİ IRAK PARLAMENTOSU'NDA

Başbakan Adil Abdulmehdinin önemli ve başarılı komutanlardan DAEŞ'e karşı büyük başarılar elde etmiş Terörle Mücadele Biriminin başı Abdulvahab el Saadi'yi görevden alması Irak'ta krize neden oldu.

Saadi'nin görevden alınmasının arkasında İran lobisinin olduğu söylentisi, başbakanı zor durumda bıraktı.

İran yanlısı olmakla suçlandı.

Kendisinin, İran dini lideri Ali Hamaney'in ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleyman'ın posterleri göstericiler tarafından ateşe verildi. İran dışarı sloganları atıldı.

Irak parlamentosundaki en güçlü gruplardan Fetih İttifakı Lideri, Hadi el Amiri protestolar konusunda ABD ve İsrail'i suçlayarak, 'Fitnenin arkasında Siyonist mâlum güçler var' dedi. Amiri'nin lideri olduğu Fetih Koalisyonu, Irak Parlamentosunda ikinci parti konumunda ve 329 sandalyeli mecliste 47 milletvekiline sahip.

Fakat, şöyle bir gerçek var;

Hadi el Amiri'ye biraz daha dikkat çekmek gerekir.

Terör Grubu Haşdi Şabi'nin (Badr) Bedir Örgütü Komutanıdır ve çok etkindir.

Irak'ta Şii milislerden oluşan ve İran'a yakınlığı ile bilinen Bedir Güçleri lideri Hadi el Amiri, kendisinin başı çektiği Bedir Güçlerinin, Irak ordusu ve polisinden daha güçlü hâle geldiğini öne sürdü.

Bu açıklamayı yapan kişi Irak Devletinin resmi Büyükelçisi'dir.

İnanılır gibi değil. Tam anlamıyla bir skandal.

Gerçekten tarihe geçecek türden bir açıklama bu.

İran destekçisi ama, Irak'ta üstüne resmi bir zırh geçirmeyi başarmış.

Irak parlamentosundaki İran yapılanmasının en güçlü fraksiyonu.

Demek oluyor ki Irak kendisine nefes aldıracak düzlüğe çıksa bile, önce ABD, sonrasında da içeri sızan şia tehlikesiyle baş etmek zorunda kalacak. İşleri orta vadede kesinlikle kolay değil.

Amiri aynı zamanda PKK/PYD'yi destekler bir zihniyete sahiptir.

Cumhurbaşkanı Berham Salih ise bir dizi reform hareketi planlamalarının içinde olduklarını belirterek tansiyonu düşürme gayretinde.

Gidişatın rengi, halkın temennisi yönünde genelgelerin hazırlatılmaya başlandığı ve bir ikisininde açıklandığı şeklinde.

Ama sanırım olaylar azalıp sona erse de Ortadoğu'da ABD ile yine en fazla muhatap olacak olan devlet Irak olacak.

Çünkü Irak Merkez üs konumunda.

ABD Ortadoğu'yu buradan kontrol ediyor.

2003'te Birleşik Devletler tarafından dizayn edilen devlet düzeni, ülke yapısıyla uyuşmadı.

Okyanus ötesinin kendine bağımlı Demokrasi anlayışını Bağdat hükümeti hazmedemedi.

İlk dönemeçte çakıldı kaldı.

ABD çıkarlarınca hazırlanan, sadece ve sadece Şii ve Kürt gruplarca onaylanan Yeni Anayasa'nın bazı maddelerinin ileri de sorun oluşturacağını o dönemlerdeki yazılarımızda tartışmaya açmıştık.

Bu maddeler arasında özellikle 3. Madde dikkat çekiciydi.

Madde de; Irak halkının yüzde 17'lik bir oranını oluşturan Kürt dilinin Arapça yanında resmi dil olarak yer alması ve o bölgeye özellikle bütçe tahsis edilmesi, ABD'nin bugünlerin karışık ortamı için yaptığı yatırımlardan başka bir şey değildi. Bugün devam eden iç huzursuzluklar, bu öngörüyü destekler nitelikte.

Hiç edilen Türkmen hakları ve yok sayılan Türkmen halkının diğer etnik gruplarla bir araya gelerek kriz masası oluşturması gerekir.  Irak'ta Anayasa'nın erozyona uğraması kolay olmasa da, ileriye bir iki adım atabilmek uğruna şu an en doğru zamandır.  Daha, üzerinde çalışılması gereken 23-53-58-115-117 ve 140. maddelere ise hiç değinmiyorum.  

(Devamı yarın)