Artan Çin hacminin sorunlu arka mahallesi

Atilla Akbaş 20 Aralık 2019 Cuma, 06:50

Yaklaşık 40 yıldır kamuoyuna açıklanan istatistikler ve göstergelerin önümüze koyduğu tablo şudur ki; Çin gerçeği kapıları kırdı geçti, evlere kadar girdi.

Çin, yarım asırdır yürürlüğe aldığı ekonomi politikaları ile yarı yoksul ülke konumundan, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi durumuna terfi etmiştir.

Otomotiv dâhil neredeyse her alanda yapılan hamleler ve ihracat oranları A.B.D'yi ister istemez yeni önlem paketleri alma zorunluluğuna itti. 

Çin'in ekonomik açıdan A.B ve A.B.D'ye yetişmesi, hatta geçmesi, kendileri için çok önemli değil.  

Çünkü Çin devleti şu farkındalığa sahip:

Kalkınma yarışına çok geç ve batının epey gerisinde başlandı.

Ve bu bir yarış değil, kendini aşma.

Fakat madalyonun bir de öteki yüzü var.

Ekonomik gücün artması sorunlarında yığılması demek.

Böyle bir alt yapı tabanına ise sahip değiller.

Ve bu sancılı dönem kapıda.

Sorunları aşmak ise, bürokrasinin esnekleştirilmesi ve doğru siyasi hamleler bütünüyle olur.  

Çin'liler biliyorlar ki; Amerikan ekonomisinin iki katı büyüklüğüne ulaştıkları zaman bile, Çin'deki kişi başı gelir ve refah düzeyi A.B.D'nin ancak yarısı kadar olacak.

Çünkü ileri ülkelere hem toplam gelir, hem de kişi başına gelir açısından yetişmesi için, gelir dağılımı düzensizliği ve iç göç gibi sorunlarında çözülmesi gerekiyor. 

Ülkemizde kent nüfuslarının toplamı yüzde 90'ları aşarken, bu oran Çin'de yüzde 50 seviyelerini yeni buldu.

İstihdamda ise Tarım'a ayrılan pay yüzde 47.

Eğer bu iç göç dalgası iyi yönetilemezse ülkede sosyal huzursuzluklar artacak, homurdanmalar daha yüksek sesle olacak.

Büyük ülke olmanın, büyümenin getirisi sadece üretim değildir.

Örneğin Çin'lilerdeki aile anlayışı da, rekabetçi devlet için huzursuzluk verici noktalarda şuan.

Çin geleneğindeki erkek çocuk merakı nüfus yapısını bozacak seviyelere ulaştı. 

Türkiye'de, önceki yıllar için açıklanan verilere göre; ülkemizde her 1000 kız bebeğe karşılık 1027 erkek bebek doğuyor. Çin'de ise kürtajlar nedeniyle 1000 kız bebeğe karşılık 1200 erkek bebek dünyaya geliyor.

Bu dengesizlik plânlanamazsa ileri ki yıllarda kızların kıymete binmesi ve genç erkeklerin aile kurmakta zorlanmasıyla sonuçlanacak.

Bazı bilim adamlarına göre ise bu dengesizlik toplumdaki şiddeti de artırabilir.

İşte tam bu noktada A.B.D'nin çeşitli bilindik karıştırma/bölme faaliyetleri devreye sokulur. 

Yükseldikçe gelir dağılımının bozulduğu bir ekonomiden bahsediyoruz. 

Sosyalist yapıya uyum zorluğu yaşanan Çin'de gelir dağılımı göstergeleri de yansıtılandan uzak ve saklanıyor. 

Çin'de nüfusun en zengin yüzde 20'si milli gelirin yüzde 52'sini alıyor.

Bu oran ülkemizde de sıkıntılı yüzde 49.9 ile. 

En zenginlerin payının A.B.D ve A.B üyesi ülkelerde yüzde 40 seviyelerinde oynadığını düşünürsek Türkiye ve Çin'in gelir dağılımı konusunda ciddi bir iyileştirme sürecine girmesi gerekiyor.

Otomotiv üzerinden gidersek, Çin'de satış miktarı ilk bakışta çok yüksek görünüyor ama her 1 milyonluk nüfus için hesap yaptığımızda, bir günde satılan yeni araç sayısı Çin'de yüzde 26'yı, Türkiye'de ise yüzde 21'i buluyor.

Yani, yapılan üretim ve gerçekleştirilen ihracat sayısı kalkınmanın sadece birinci basamağı.

Asıl sorun yumağı ise, Çin'i içerde bekleyenler.

Çevre kirliliği insan hayatını tehdit eder halde.

Hava kirliliği ise insanların ancak yüz maskesi ile alış verişe çıkmalarına izin veriyor. Hong Kong'da hava kirliliği oranı öyle yükseldi ki, şehrin gri olan rengi kataloglar da renklendirilerek turizm firmalarına servis ediliyor.

Bu da kominist rejimin başka bir yanı. 

Göl ve Denizleri kan kırmızıya boyayan kimyasalların ölü balıkları ise sahile çoktan vurdu. En son Wuhan gölünden toplanan ölü balıklar yüzünden birçok kişi hastanelik oldu.

Görünenin ihracat şampiyonu asıl sorunlarına henüz başını çeviremedi.

Çin mahallesinin daha çözülmesi gereken sorunu çok ama halkın sabrı tükenmiş durumda.

Ucuz işçilik ülkeye seviye yaptırsa da, halkın ekonomik çizgisine katkı koyamıyor.

Kalkınma adına on paraya insani koşullar gereğince sağlanmadan kendinden vererek kasmak nereye kadar?

Mutsuzluk duygusunun vadesi ne kadar uzatılabilir ki?

Her kademede paralellik arz ederek ivme yakalamaktır olması gereken.

Orantılı yörüngede gerçekleşen trend değerleridir büyümede esas alınan.

Gözlere sokarcasına dışa oynanan algı operasyonları dizisinin son bölümlerini seyrediyoruz belki de.

İstikrar göstergesinin son sahnesinde Çin Halkı bu filmi koparabilir.

Çinli patronların yavaştan gözlerini Tayvan'a dikmeye başlaması boşuna olmamalı...