İbadetler üç maksatla ve üç türlü yapılır...

Ahmet Bayer 08 Mart 2019 Cuma, 07:07

İbadetler Üç Maksatla Yapılır:

1 - Sevabını umarak ve azabından korkarak Allah'a, kullukta bulunmak ve O'na ibadet etmek için cennet ümidi veya cehennem korkusuyla yapılır.

2 - Allah'a ibadet etmekle şereflenmek ve onun emirlerine uyarak, emrini yerine getirmek maksadıyla yapılır.

3 -Sırf Allah'ın, ibadet ve tâ'zime lâyık olduğu şuuruna ererek ve O'nun yüceliğini bilerek Allah'a kullukta bulunmak, O'na ibadet etmek. Bu sonuncusu ibadetlerin en yüksek derecesidir.

Hadis-i şerifte, bu dereceye "ihsan" derecesi denmektedir. Cibril hadisinde, iman İslâm'dan sonra Cebrail (as)'ın Hz. Peygamber'e sorduğu sorulardan birisi de "ihsan"'dır. Peygamber (sav) bu soruya şöyle cevap vermiştir;

"İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na kulluk etmen, ibadette bulunmandır. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir"

Bir dördüncü ibadet şekli vardır ki, buna ibadet demek bile doğru değildir. O da dünyevî bir takım faydalar umarak, dünya menfaati için yapılan ibadetlerdir.

Bu ibadetlerin Allah yanında hiç bir değeri yoktur.

İbadetler, üç şekilde yapılır:

1 - Beden ile yapılan ibadetler(namaz, oruç):

Namaz ve oruç gibi ibadetler beden ile yapılan ibadetlerdir. Bu tür ibadetlerde başka birini vekil tayin etmek câiz değildir. Yani bir kimse anası dahi olsa başka birinin yerine namaz kılamadığı gibi, oruç da tutamaz. Farz-ı ayn olan bu ibadetleri her ferdbizzat kendisi yapmalıdır.

2 - Mal ile yapılan ibadetler(zekât, sadaka):

İslâm'ın beş şartından biri olan zekât, bu çeşit bir ibadettir. Mal ile yapılan ibadetlerde başka birini vekil tayin etmek câizdir.

3 - Hem beden hem de mal ile yapılan ibadet (hac):

Hac, hem beden, hem de mal ile yapılan bir ibadettir. Parası olduğu halde hacca gidemeyen, gitmekten âciz olan, herhangi bir özürden dolayı hac vazifesini yapamayan kimse başka birini yerine vekil gönderebilir.

Sözün burasında, genelde tüm ibadetler için, özelde de hac ibadeti için şunları da söylemek isterim:

İbadetler, Allah nasıl emretti, elçisi nasıl öğretti ise öyle yapılmalıdır. Müslümanlar olarak bizler Hac ve Umre ibadetini yapabilmek için yıllarca hasretle beklemekte, pek çok zorluklara katlanmakta, emek ve para harcamaktayız. Ancak bilmeliyiz ki, bu kadar zahmet ve meşakkate katlanan bir Müslüman'ın, ibadetlerden maddi-manevi azami ecir ve faydayı elde etmesi ancak, o ibadeti bilerek ve usulüne uygun olarak yapmasına bağlıdır.

Ayrıca ibadetleri, bilerek ve maksadına uygun olarak yapmak, ondan alınacak feyz ve bereketi artırır;ibadet eden kişinin ufkunu açar.

Bilgisizce ve şuursuzca yapılan ibadetler, insanı ibadetin sırrına, emrediliş gayesine ve hikmetine ulaştırmaz.

Dolayısıyla ibadetleri, emrediliş hikmet ve sırlarını düşünerek, bilinçli ve şuurlu bir şekilde yapmak, bizi vücudumuzun içinde ve dışında sayısız nimetlere gark eden rabbimizin rızasını kazanmaya vesiledir ve kulluğumuza uygun birdavranıştır.Yaratılış gayesinin farkına varan şuurlu bir mümine yakışan da budur.

Yüce Rabbimiz, insanları ve cinleri kendisini bilsinler ve kendisine kulluk etsinler için yaratmıştır.Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Ben cinleri ve insanları ancak beni bilsinler,bana kullukta bulunup, ibadet etsinler, diye yarattım"(ez-Zâriyât, 51/56).            08. 03. 2019

Cumanız mübarek olsun.

Sağlık ve afiyetle kalınız.