Demirtaş Paşa’nın oğlu Mahmut Çelebi’nin, 1484 senesinde Ertuğrul Camii’nin karşısında, Gelincik çarşısı civarında inşa ettirdiği bu han, sur içindeki Kapamalı Mektep de denilen Mahmut Bey Mektebi’ne gelir getirmesi için yapılmıştır. Yerine daha sonra eski hükümet konağı yapılmıştı fakat o da yanarak ortadan kalkmıştır. Bu handan elde edilen gelir ile mektepte okuyan kız ve erkek yüz elli öğrenciye her iki bayramda da elbise ile yüzer akçe dağıtılıyordu. Tahtanî ve fevkânî yani altlı üstlü odaları ile bir de mescidi bulunan han bir çok defa tamirler geçirmiştir. 19. Yüzyıl başlarında faal olduğu sicillerden anlaşılan handan bir eser yoktur. Bu hanın bânîsi olan yani hanı inşa ettiren Mahmut Çelebi bu handan başka Gallepazarı’nda ve Tahtakale’de birkaç dükkânı daha Kapamalı Mektep için vakfetmişti. Kendisi 1503 yılında vefat ederek mektepteki türbesine defnedilmişti. Şehrin iktisadi canlılığının devamını sağlamak, hem de hareketli piyasasından yararlanmak gibi biri diğerini destekleyen iki amaca dayalı olarak Geyve Hanı, Çelebi Mehmed’in Yeşil Külliye’ye, Fidan Hanı da Sadrazam Mahmut Paşa’nın İstanbul’daki camisine gelir getirmesi için yapılmasıyla bölge daha da yoğunlaşmıştır. Bursa başkent olmaktan çıktıktan uzun yıllar sonra bile, Bursa çarşısının canlılığını sürdürebilmesi için gayretler devam etmiş, han ve dükkân sayısı artırılmaya çalışılmıştır. Bursa’nın büyük hanlarından olan Koza hanı ile Pirinç hanının II. Bayezid tarafından inşa edilmesi buna bir örnektir. II. Bayezid’in Bursa’ya bu kadar önem vermesi iktisadî sebeplerdendir. Bursa Harir Mizanı’nın II. Bayezid döneminde çok gelir getiren kalemlerden olduğu, II. Bayezid’in halası Selçuk Hatun, Selçuk Hatun’un kızı Hatice Hatun ve onun kızı Hanzade Hatun, diğer kızı Fatma Hatun ile oğlu Kasım Paşa, Hundî Hatun, Mustafa Paşa’nın oğlu Halil, Kapucuoğlu Ahmet Çelebi gibi hanedana mensup olan ve olmayan kişilerin maaşlarının yanı sıra, donanmaya yapılan harcamalar yanında Silifke kalesi, Galata kalesi, İstanbul kalesi, Karaman’ın Sulukarahisar kalesi, Mara ve Aydos gibi bir çok kalenin mustahfız maaşlarının da Bursa Harir Mizanı’ndan ödendiğini Bursa kadı sicillerinden öğreniyoruz. PİRİNÇ HANI - Eski adı Hamidiye olan günümüzdeki Cumhuriyet Caddesi üzerinde, hanlar bölgesi aksının batı ucunda yer almaktadır. İlk zamanlarda Han-ı Cedid-i Hakani, Kārbansaray, Han-ı Cedid-i Amire gibi isimlerle anılan yapı, Koza Hanı’ndan sonra Sultan Bayezid-i Veli tarafından, İstanbul’daki camiine vakıf olarak Bursa’da inşa edilen ikinci handır, bu yüzden Koza Hanı’na “Han-ı Cedid-i Evvel” Pirinç Hanı’na ise “Han-ı Cedid-i Sani” adı da verilmiştir. 17. yüzyıl başlarından itibaren Pirinç Hanı denilmeye başlanan han, günümüzde de bu isimle bilinmektedir. Han hakkında yazı yazan bazı eski yazarlar kitabesinin bulunduğunu ancak, üzerinin sıvandığını, sıvalar kazınırsa altından kitabesinin çıkabileceğini söylemektedir fakat, yapılan son büyük onarımda kitabe yerinin boş olduğu anlaşılmıştır. Binanın inşası hakkında bilgileri Bursa Kadı Sicilleri’nde bulunan vesikalardan öğrenebiliyoruz. Bu bilgiler ışığında hanın mimarları, Sultan II. Bayezid döneminin meşhur mimarlarından Yakup Şah bin Sultan Şah ile yardımcısı Ali bin Abdullah’dır. Her iki mimar da 1507 yılı Mayıs-Haziran (Muharrem 913) aylarında Bursa’ya gelmişler ve yapının planını çizerek inşaat hazırlıklarına başlamışlardır. Hanın bulunduğu arazi Orhan Gazi’nin vakfı idi, II. Bayezid bu arsaya karşılık, günümüzde Bursa sınırları içinde kalan Atıcılar Pınarı mevkiindeki Kara Ahmet Yeri denilen ortalama 8 müdlük bir mezraayı (İstanbul kilesiyle; ortalama dört ton hububat yeri) bedel vermiştir. İnşaat masrafları için, Bayezid’in bendegānından Ahmet ve Osman ile yedi tane mühürlü kese içinde yüz on bin akçe gönderilmiş ve bu keseler bina emini Ece Bey bin Abdullah ile bina nazırı Muhiddin’e teslim edilmiştir. Hanın tuğla ve kiremitlerini kiremitçi Karagöz bin Abdullah pişirmek için taahhütte bulunmuş ancak, bu tuğla ve kiremitleri teslim edemeden vefat ettiğinden kendisine peşinen verilen üç bin akçe, eşi Tûtî bint-i Abdullah’tan geri alınmıştır. Pirinç Hanı’nın inşaatının Haziran-Temmuz 1508 (Rebiyülevvel 914) tarihinde bittiği anlaşılmaktadır. İnşaatta hizmeti geçen ulufeciler cemaatinden Zaim İbrahim’e 1000 akçe atiyye verilmiş ve Bursa Benek kumaşından yapılmış bir hil’at giydirilmiştir. Hanın su yollarını döşeyip Pınarbaşı menbaından suyunu getiren Kasım, Brûsa’da hâliyâ bina olunan kārbansarayın suyu yoluna meremmetci hâcet olup devşirüp getüren Kasım içün tamam ehildir denildiği ecilden su yolu meremmetçiliğine, Üstad Hayrettin de Brûsa’da şimdi bina olunan hân-ı cedîd-i âmirede meremmetciye ihtiyaç olup Üstad Hayreddin içün mimarlar ve gayrısı ehildir dedikleri ecilden daimi olarak han meremmetçiliğine ve ayrıca günde iki akçe yevmiye ile Şîrmerd adında bir kişi de meremmetçiliğe tayin olunmuş, kendisi 1511-12 yılında vefat edince de yerine ol hidmete min hakkın ehakk ve elyak olduğu cihetden bu mahalle münasib görülüp tevcih olunup Üstad Hacı Muslihiddin tayın edilmiştir. Pirinç Hanı, yontma moloz taş ve üç sıra tuğla ile örülmüş duvar örgüsüne sahiptir. Taç kapısı kesme taş ve üç sıra tuğla, kemerler, kubbeler ve tonozlar yine tuğla, avlu kemerleri ve ayakları ise kesme taş ile örülmüştür. Dış pencere kemerleri bazen tuğla bazen da taş-tuğla karışıktır. Bursa’daki Emir Hanı, Geyve Hanı, Eski İpek Hanı, Mahmutpaşa Hanı ve Koza Hanı gibi bu han da kare planlı ve iki katlı olup 70 x 75 m. ebadındadır. Alt katta, otuz altı adet 1.35 m. x 1.35 m. ebadında kesme taş ayaklar ile taşınan sivri kemerli ve çapraz tonozlu revakların arkalarında, kapıları hanın içine açılan otuz dört tane oda vardır, bir tanesi önündeki revak kemeri ile birlikte tuvalet haline getirilmiştir.