Sanırım Türkiye’de bundan sonra ne yaşanırsa yaşansın tek sorumlusu cemaat olacak! Türkiye’nin dünyaya açılmasında, hoşgörü ve diyalog ortamlarının genişlemesinde hayli etkisi olan Gülen Hareketi’ni ülkemizde son yıllarda her olayın faili gibi gösterme hastalığı baş gösterdi.
Ve hastalık bir salgın gibi yayılıyor.
Bulaşıcı bir hastalık olduğundan ya acilen tedavi edilmeli ya da hasta olanları karantina altına almalı.
Aksi takdirde bir veba gibi yayılacak bu heyula.
Türkiye son on gündür MİT yetkililerinin ifadeye çağrılması sürecinde yaşananları tartışıyor. Fakat olaylar, yaşananlar ve yorumlar öylesine iç içe geçti ki kimse tam olarak ne olduğunu anlayamıyor.
Anlaşılamaması da normal aslında…
Çünkü sağlıklı bir tartışma ortamı oluşmasına bir türlü müsaade edilmiyor. İşin içine bir de hesabı olanlar katılınca olay içinden çıkılamaz bir hal alıyor.
MİT yetkililerinin ifadeye çağrılması ve ardından ortaya çıkan manzaraya hiç şaşırmadım.
Türkiye ilginçlikler, olağanüstülükler ülkesi…
Fakat artık bizim için hiçbir olay olağanüstü olamıyor.
Gündemin hızla değişmesi ve hergün yeni bir şeye tanıklık etmemiz bazı şeyleri kanıksamamıza yol açıyor.
Konuyla ilgili yapılan tartışmalara şaşırmasam da bu olanların arkasında da cemaat olduğunu iddia edenleri anlayamıyorum.
Özellikle MİT yetkililerinin ifadeye çağrılması meselesinde cemaatin parmağını arayanlar aslında kamuoyunu yanlış yönlendirme veya zihin bulandırma görevini ifa ediyorlar.
Bunu yaparken de bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyorlar. Bir tarafta Gülen Hareketi’ni her şeyin sorumlusuymuş gibi göstererek geniş bir karşı cephe oluştururken, hükümeti de kışkırtmak istiyorlar.
Hükümeti yıkmak için bugüne kadar oynadıkları darbe oyunları tutmayanlar milleti birbirine düşürerek hedeflerine ulaşmayı düşünüyorlar. İşte bu yüzden iki de bir ‘cemaat’ diyorlar. Cemaati her olayın faili gibi göstermek istemelerinin tek sebebi karanlık faaliyetlerini gölgelemek…
Bu oyunu bozmanın yolu sağduyuyu elden bırakmamak ve sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturmak.